Die Leiden des Yungen Gizs



Çok dramatik bir başlık oldu farkındayım. Olayı sarkastik boyutunun dışında Young Werther ile son zamanlarda aramda geliştirdiğim bağ bu başlığın çıkış noktası. Kendisi her ne kadar aşk acısından muzdarip bir genç olsa da, ben de günümüzün mutluluk parametrelerinden bir diğer (en az aşk kadar önemli olan) iş parametresinden aynı derece müteessirim. Bir şey mi duydum? Daha ne istiyorsun istediğin işi buldun, moda sektöründe çalışıyorsun geçen sene staj yaptığın ve kadroya alınmadığın için söyleniyordun mu diyorsunuz. Önce beni azami bir alaka dinlemenizi rica ediyorum. Blog’um kişisel günlüğüm değil mi? Aklıma ne eserse, beğendiğim beğenmediğim, tecrübe ettiğim şeyleri anlattığım. O halde beni sabır ve itina ile dinleyeceğinizi düşünerek hikayeme başlıyorum. Beatles’ın Let it Be’si son ses kulaklarımda, masamda sabahtan beri mail düşmeyen mailbox’ım arka planda, boş duramama dürtüsü ile yazmaya karar verdim. Nereden başlamalı, sanırım ilk günden. Daha ilk günümden de önce, imza atmaya geldiğimde danışmada duran kızın ilk cümlesinin fırtına öncesi düşen ilk damla olduğunu anlamalıydım. Kartımı teslim edip kimliğimi alırken bana “Hayırlı olsun, sizden önceki bayan çok çok ama çok seviliyordu” deyince ben de “Umarım beni de seversiniz” diyerek en cici gülümsememle karşılık vermiştim. Araya bayram tatili girdi. İlk günse, bilirsiniz tanıştırılma faslı gerçekleşir, sağanak yağmura tutuldum. Kiminle tanışsam adımı duyduktan sonra “Nereden geldin, hangi okullarda okudun?” gibi beylik sorular yerine bir önceki kızın şu anda ne yaptığına konuyu getirip onun hakkında konuşmaya başlamalar mı, yüzüme karşı “Aaah keşke burada olsaydı” demeler mi isterseniz. İyi niyetli (her daim) bir yapım olsa da gönül domuzu tadında sevgi tömbeği bir canlı olmadığımdan içimde her ne kadar isyan kıpırtıları hissetsem de ilk günün hatrına sesimi çıkarmadım. Bu böyle sürdü gitti. Aradan bir ay geçti, en sonunda isyan ettim ben de, insanlar neden ağrılı sancılı arabesk filmler tadında “yerine kimseyi koymuyoruz”, “anını yaşatacağız” , "sen hep bizimlesin" kafasındalar diye. Sonuçta ben kimsenin işini elinden almadım, o kız kendi rızası ile başka bir yere gitmiş, yeri boş mu duracaktı? Hayır! Burada kıza da kızdığım yok, tanısam belki çok iyi anlaşırım, severim. Ama insanların bu derece düşüncesiz davranmalarına hayret ediyorum. Bilerek böyle davrandıklarını düşünmüyorum, şuursuz toplu bir histeri şeklinde nükseden bir durum bu. İlk günden itibaren bana çok iyi ve sıcak davranan ve yabancılık çekmemi sağlayan da birçok insan var. Onların varlığı ve bu şekilde içten davranmaları benim ortama ısınmamda büyük rol oynasa da arada diğerlerinin yaptıklarını da görmezden gelemiyorum.




Genç Werther gibi açılara düçar olmamın yegane sebebi  bu mu? Hayır tabi ki. Düzen değişikliği bunun büyük kısmını oluşturuyor. Geçen sene Avrupa yakasında otururken işim Anadolu'daydı. Şimdi tam tersi. Sevgili iş saatlerim 08.00 ile 18.00 arası olduğundan sabahları cehennem gibi bir köprü trafiğine kalmamak için 06.00'da çalmaya başlayan alarm sesi ile zıplayıp 06.20'de evden çıkıyorum. 20 dakikada çıkabilmek benim için ayrı bir rekor buna sonra değineceğim. Önce o uyanış anına odaklanalım. Evliliğimin ilk günlerinde saat 06.00'da gözlerimi açtığımda bu saatte uykumu bile inceltemem diyerek sıkı sıkı gözlerimi yumardım. Sabah uykusu her insan için tatlıdır ama benim için yemek yemekten daha ehemmiyetli bir ihtiyaç olduğunu göz önüne alın. Saat 23.00'de uyuduğum halde, alarm çalmaya başladığı anda, sonsuz boşlukta salınmış zihnim uzak diyarlarda uçuşurken bir anda aniden içine çekilen ruhun ani sıçrayışını yaşıyorum. Kan aldırırken şırınganın kolunuzdaki damara batacağını bildiğiniz halde, sivri uçlu iğnenin teninize değiş anında yarattığı rahatsızlık hissi gibi. Sabah uyanmadan nasıl çalışacaksın mı diyorsunuz? Bu kısımda yanlış anlaşılmak istemem, herkes sabah uyanır ve saat 07.00 sonrası ben de normal her insan gibi uyanabilmekteyim. 24.00'te yatıp 07.00'de kalkmakla 23.00'de yatıp 06.00'da kalkmak arasında ne fark mı var? Çok fark var. Birinde dinlenmiş güne hazır bir Giz diğerinde gözleri açılmamış kedi yavrusu tadında mik mik miiik sesleri çıkararak uyanan Giz var. Anadolu yakasında saat 08.30'da başlayan bir iş için bileklerimi kesme raddesine gelmek üzereyim. Yaptığım ince hesaplara göre şimdiki hazırlanma hızımla saat 07.40'ta dahi yataktan çıksam yetişebilirim. Ayrıca çıkış saati de 17.30 olsa evime yarım saat en geç 45 dakikada varırım. Şimdi sabahları 06.20'de dahi yoğunlaşmaya başlayan köprü trafiği, trafikte barbarlaşmış sürekli üstüme kıran ve yarım arabalık boşluğu değerlendirmek için agresif şekilde sinyal vermeden şerit değiştiren, radarlı yolda azami hız 100 km iken 160 km hız ile gelip sağ şeritte selektör yapmak kaydı ile sabah sabah beni terörize ederek sinirlerimi zıp zıp zıplatan sevgili sürücüler, asıl derdim sizinle de değil. Sabah sabah sizinle aynı ortamda bulunmamı sağlayan şartlarda. İşte, gün içinde öğle arası dışında kapının önüne çıkışımız yasak. Bir tek 15'er dakikalık sigara molaları var ki sigara içmeyen birisi olarak bu süreyi masamda geçiriyorum ve aslında 18.00'de değil 17.30'da çıkmam lazım, bu süreyi dışarıda geçiren insanların yarım saat az çalıştığı düşünülünce. Uzak bir düş olduğunu birkaç kez dile getirdiğimde aldığım tepkilerden anlamış bulunmaktayım. Tuvalete bile kart basarak giriyoruz kaç dakikamızı orada harcadık görülebilsin diye. Ayrıca 1 dakika geç gelirsek geç kartı almak durumundayız, siz hangi 30 dakika erken çıkma durumundan bahsetmiştiniz acaba? :)  Bünyeniz hala kaldırıyorsa, içiniz şişmediyse dönüş trafiğine geçelim. 18.00'de çıkıp 19.30'da evde olabiliyorsam kendimi çok ama çok şanslı hissediyorum. Dakika kaybetmemek için otopark'a koşmama rağmen tekstil firmaları ile dolu ara sokaklarda önünüzdeki araba aniden durup, dörtlülerini yakıp 10 dakika boyunca yük boşaltabiliyor. Siz o 10 dakikanın exponansiyel olarak geri dönüşünü hesaplaya durun köprü trafiğini en en en kökünden, Adress İstanbul'un bulunduğu Cevahir Otel'in arkasındaki ara sokaklardan itibaren yaşamaya başlıyorsunuz. Sonrası zaten tam bir kovalamaca, kaos. Sürekli şeridimi korumak, katil otobüslerin umarsızca üstüme sürmesinden kaçınmak ve trafiğin akışına göre en iyi hangi rotayı izleyeceğime karar vermek durumları.. El frenini çekerek beklediğim çoook zaman oluyor. Eve varış saatim takribi olarak 19.50 oluyor. Yemek yapmak bulaşıkları kaldırmak en iyi şartlarda 20.50 ve akşamdan çantamı giyeceklerimi hazırlamam dışında çamaşır yıkamak etrafı toparlamak, ütü yapmak gibi ehemmiyetsiz ama halledilmesi gereken işleri yapmak suretinde kendime 45 dakika gibi bir süre ayırabiliyorum. Bozdur bozdur harcanıp bitmeyecek bu 45 dakikayı pek tabi olarak sevgili kocamla geçiriyorum. Peki bloglarıma ne kadar zamanım kalıyor? Alın size 5 bilinmeyenli denklem sorusu! Gün içindeki boşlukları değerlendirmek haricinde hiç vaktim kalmıyor. Günün 13 saatini evin dışında geçiriyorum. Eskiden ayda 15 post yaptığım sevgili bloguma haftada 1 kez post yapabilirsem kendimi şanslı sayıyorum. Bir postu bir oturuşta yapamıyorum pek tabi. Word sayfama parça parça vakit buldukça yazıyorum. Severek takip ettiğim bloglar da hak getire. Vakit bulursam toplu okuyabiliriyorum, günlük takipler blogroll'daki yeni postlara bakmalar ohoooo büyük bir lüks :) Evlilik  bir düzen değişikliği (bundan çok memnunum) ama işin karşıda oluşu ve çalışma saatlerinin günde 10 saat oluşu “düzen altüst edici” bir durum. Geçen sene evde, önüme hazır yemek gelip çamaşırlarım yıkanırken nişanlımla gezer, eve gelince mutlu mesut bloguma vakit ayırırdım. Şimdi hiçbir şeye vaktim yok. Otomatiğe bağlı bir şekilde bu düzene ayak uyduruyorum. Bu konuda ne düşünüyorsunuz çok merak etmekteyim. "Ooo Giz kız iş hayatını nasıl sandındı işte böyle şımarma bakiim?" mi, "Yazık kıza buna da dayanılır mı?" mı yoksa aklınıza gelen herhangi başka bir tepki mi? Bu yazdıklarımın işten kaçmakla karıştırılmasını kesinlikle istemiyorum. Geçen sene sabah 08.30 akşam 17.30 masamda nefes almadan çalışır çok da verim alırdım. Öğrenme eğrim dimdik yukarılara doğru çıkmaktaydı. Şimdi bu 10 saatin de çok verimli değerlendirildiğini düşünmüyorum (bu ayrı bir mesele). Ayrıca çalışmak hayattan vazgeçmek anlamına gelmemeli, en çok da buna isyan ediyorum. Bunları neden mi yazdım? Hayatımda birçok şey çok güzel gidiyor evet ama hep günlük güneşlik ve uç noktalarda şanslı olmuyor insan. Dışarıdan her şey daha farklı görünebilir. Bu işle ilgili birçok mail aldım ne kadar şanslı olduğuma dair. Evet hayatım çok şükür çok güzel ama yolunda gitmeyen, enerjimi bu şekilde sömüren bir durum da var, ki amaan sende denilip umursanmayacak bir durum değil. 24 saat bana yetmiyor. 30 olsa belki istediklerimin bir kısmını yapabilirim. En azından 1 haftaya yayınca yolunda gider birçok şey. Şimdi uç uca eklenmiş yapılacaklar yumağı içinde oradan oraya savrulmakta ve yapmak isteyip de gerçekleştiremediğim her şey için içsel bir isyan duymaktayım. Let it Be'yi dinleyerek başladığım yazıma, The Man Who Sold the World ile son vermekteyim. Tüm bunları yazınca biraz olsun rahatladım, günümün daha iyi geçeceğini umuyorum. The Giz Who Sold the World'den hepinize sevgiler...



CONVERSATION

72 comments:

  1. Allahım o akadar çok şey söyleyesim var ki. Şimdi dur önce sakin ol. Yalnız olmadığını biliyorsundur ama bi daha hatırlatmakta fayda var, "Yalnız değilsin Gizem". Sabahın 6sında seninle birlikte yolları dolduran ve bütün o trafiğe sebebiyet veren insanların büyük çoğunluğunun aynı hissiyatta olduğuna eminim. Benim için de iş hayatımın başladığı gün tam olarak, kendi seçimim olan bu hayatı sorgulamaya başladığım güne denk gelir.(Ne kadar enteresan:)) Bütün bu bunalım, o öfkeli ve mutsuz iç ses bazen çok baskın bazen biraz korkak hep benimle. Bir klasik olan, "Bütün bunları neden yapıyoruz? Ellerim gözlerim kırışık, dizlerim titrek emekli olduğum zaman, 5 metrekare bir bahçem olsun, ben de her sabah uyanıp çimleri sulayabileyim diye mi? Şimdi kalkıp toplanıp gitsek egenin bir köyüne olmaz mı?" vb bir sürü soruyu sormaktan da cevaplayamamaktan da bıktım. Şükretmek gerektiği fikrine ulaşırsam ya da biri gözüme sokarsa sakinleşebiliyorum. Öyle işte:) Bütün bunların seni yormasına, üzmesine, hasta etmesine izin vermesen keşke. Bunlara izin vermemenin bir yolunu bilsen. Bilsek.

    YanıtlayınSil
  2. Allah Allah, bu yazıyı ben mi yazdım acaba :=) O kadar benzer. Başka bir yerde çalışma imkanın yok mu peki?

    YanıtlayınSil
  3. my lifebook, yazdıklarını okumak çok iyi geldi bana. Birçok insan aynı durumda yalnız değil ve bu dayatılan şartlara ayak uydurmak zorunda,ne için? Dediğin gibi ufak bir bahçeyi sulayabilmek için. Benim mutlu olduğum bahçemde haftada 1 saat geçirmedikten sonra ne anlamı var peki? Kariyer yapma olgusu okunan onca okuldan sonra bir zorunluluk olarak toplum tarafından dayatılıyor, çalışmak bir şeyler üretmen zaten benim için bir ihtiyaç ama hayattan vazgeçmeden. Bütün bunların beni yormasına üzmesine izin vermemeye karar verdim, bunun için de yakın zamanda bu düzeni değiştirecek bir şeyler yapma gerekliliği duyuyorum. Bugüne kadar içsesimi hep dinledim, sanırm bundan sonra da öyle olacak :)

    YanıtlayınSil
  4. Kirazzade, bu benim değil hepimizin yazısı :) Başka bir yerde çalışma imkanım olabilir, farklı opsiyonlar üzerinde gelgitler yaşıyorum bu noktada.

    YanıtlayınSil
  5. Giz, ben işyerimi ve işimi gerçekten çok seviyorum. Yoksa bir an bile durmaz başka iş arardım. Senin hem vakitsizlik sorunun var hem de işyerini sevmiyorsun. o daha kötü. inşallah daha güzel fırsatlar çıakr karşına. bu arada ben sana Faceden mesaj atan kişiyim :) Süm. Sam. diyeyim hatırlarsın belki :)

    YanıtlayınSil
  6. Kirazzade, bu noktada söyleyeceklerimin yanlış anlaşılmasını istemem, istediğim iş buydu (pazarlamaydı), işyerini sevmiyorum demek çok ağır olur, beni sinirlendiren eski çalışana ithaflar dışında herkes çok iyi. Onun da zamanla azalacağına inanıyorum. Benim işyerimle derdim istediğim işte full kapasite çalışamıyor olmak (potansiyelimin boşa gittiğini düşündürmesi) ve yol yüzünden yaşam kalitemin çok ciddi olarak düşmesi. Bunlara çözüm bulunamadığı takdirde ben de bir dakika durmam zaten ancak daha yoğun olarak, daha çok şeyler öğreneceğime dair umudum var. Yol değişecek bir şey değil ama karşılığını alınca insan, "o yola değiyor en azından bunu bunu öğrendim, kendime bugün bunu kattım" diyebilmeli. Senin adına çok sevindim birçok insan sevdiği işi yapamıyor.

    YanıtlayınSil
  7. Kıyamam ben sana ya :( Esenboğa havalimanına 5 dklık mesafede çalışıyorum evimse Çankaya'da.Öyle zorlanıyorum ki her gün 1 saat..Seni bu noktada aşırı iyi anlıyorum.Evde geçirdiğim süre kısıtlı,hep yorgunum bazen ağzımı açacak fırsatım kalmıyor..Yani şu zaman problemini içten ta en içteeen hislerimle anlıyorum hele ki bir de İstanbul trafiği öf öf Allah sana sabır,güç versin..
    İş konusuna gelince bence zamana bırak herkes bir müddet sonra "bayan ulaşılmaz o şimdi çok uzaklarda "'yı eskisi kadar anmaz olur ve Giz'cim Giz hanım ay böyle tatlı,böyle güzel,şöyle iyi iş çıkarır gibi cümleler gelir.Ben sana inanıyorum çünkü yaparsın mutlaka..

    Bir de benim oda arkadaşlarım saat 10 da gelip 17:30 da çıkıyorlar..Mesai ise 8:30-18:30 arası düşün!Bu da yetmezmiş gibi 16:00 çayı falan (15 dk'lık ) taa 17:00'da bitiriliyor..Ki ben kimseye bir şey diyemiyorum..

    Yani demem o ki Allah bize sabır,güç versin :)

    YanıtlayınSil
  8. gizcim seneler önce vize almak için istanbula geldiğimde, işyerlerinin 8,30- 9.00 saatleri arası açıldığını duyunca şok olmuştum.hatta olur mu! öğlen olacak neredeyse demiştim :) ee tabii birkaç gün istanbulda kalınca insanların ancak işyerlerine yetiştiğini anladım :)
    izmir'de de hayat erken başlıyor 7'den itibaren başlayan işyerleri mevcut :) ki benim işim 7,15'te başlıyor.6 da kalkmak zulüm gibidir bilirim.hava aydınlanmamış.güneş enerjini hala yaymamıştır :(
    şunu anladım işimi seviyorum ki o saatte oradayım :)
    izmir'de trafik henüz çok büyük problem değil, belki de biz bu yönde daha şanlıyız.

    YanıtlayınSil
  9. Canim sevdiklerimizden cok is arkadaslarimizin yaninda zaman geciriyoruz. Hobilerimiz yerine islerimiz zamanimizin cogunu aliyor. Dolayisi ile is yerinde mutlu olmak ve yaptigin isten keyif almak cok onemli. Keyif almasak bile ortalama olmasi iyi olur. Yazdiklarini okuyunca, calisma ortamin bana cok zor geldi. Tuvalete bile kartla gidildigini okuyunca, bir de insanlarin davranislarini anlatinca sanki o is yeri sana uygun degil gibi geldi. Eger mutlu degilsen, bence cok vakit kaybetme, is aramaya basla. Cunku insan biraz daha zaman gecsin dedikce, bakiyorsun ki o sirkette uzun yillarin gecmis. Senin yasadigin zamansizlik sorunu ozellikle bir de yeni evli olunca daha cok hissediliyor. Yeni evlenmis olmak yeni duzen, yeni sorumluluklar demek. Bir sure sonra her sey daha cok otursa da insan sevdigi ile gecirdigi surenin 45 dakikadan daha uzun olmasini istiyor. Dahasi insan bazen hic bir sey yapmamak ve sadece aylak aylak takilmak icin bile kendine zaman ayirmak istiyor. Umarim bu durumun bir an once duzelir, yine de olumlu dusunmeye calis canim moralinin bozulmasina izin verme elinden geldigince...

    YanıtlayınSil
  10. çalışmak ve evlilik hayatını yada kendi sosyal hayatını bir arada sürdürmek gerçekten çok zor Türkiye şartlarında. Hele ki özel sektörde çalışınca insana değer vermeden sadece çalışma saatlerinin doldurulması, performans düşüklüğünün dikkate alınmaması hep karşılaşılan sorunlar. Bir insanı 10 saat aynı ortamda oturtup ondan full performans, inanılmaz fayda beklemek sadece bir hayal. Böyle olucağına daha az ama daha verimli saat uygulanmasına geçilmeli. Ev ve işyerinin uzak olması en büyük problem sanırım, herkesede nasip olmuyor yakın iş bulmak.. İnşallah herşey düzene girer sevgili giz:)

    YanıtlayınSil
  11. bu işin sonunu biliyorum ben... aslında tüm problem yeni evli olmaktan geçiyor, bende 1,5 senelik evliyim ve evlenmeden önce çalıştığım okulu sırf bu sebeplerden bıraktım... üstelik işimde mutluydum.. ama kadın olunca durum daha farklı, hele evli olunca bambaşka, bir seçim yapmak zorundaydım ya evime kocama zaman ayırabilecek bu evlilik hayatına alışmaya çalışacaktım ya da işime devam edip hiçbirşeye tam olarak yetişemeyecektim.. herşeyi 2 güne sığdırmaya çalışmak fikri ne kadar korkunç... yemek, çamaşır, ütü, temizlik, sevgiliyle zaman geçirmek, dışarı çıkıp az da olsa nefes alabilmek... hele ki işin uzak bir yerlerdeyse çok zor.. ama evlenmeden önce öyle değil, tam da senin dediğin gibi yemeğin hazır, çamaşırların ütülenmiş, nişanlıyla gezip tozabiliyorsun hafta içi akşamlarıda hafta sonu da sana ait... bekarken çalışmak, boş zamanları doldurmak için yapılan bir aktivite gibiyken, evlenince herşey tepetaklak olabiliyor, evlendiğimden beri çalışmak için delirdiğim zamanlar oldu, çalıştım da, hatta evime daha çok zaman ayırabilmek için kendi işimi açtım ama yanılmışım, o daha beter bir durum oluşturdu, eskiden 1 saat zamanın kalabiliyorsa, kendi işindeyken zamanın yetmeyebiliyor, ve anladımki evdeki huzuru hiçbir iş, para geri getirmiyor...

    YanıtlayınSil
  12. Fazla akıl çelici olmak istemem ama "insan dünyaya bi kere geliyor" mottosunu benimsemiş ancak henüz iş hayatına atılmamış, dolayısıyla senin gözünde belki de "ne anlar ki durumumdan" şeklinde olan üni 4.sınıfım :) bunların hiç biri bahane değil, baştan sona hak vererek okudum ve yine diyorum ki "insan dünyaya bi kere geliyor" :)

    YanıtlayınSil
  13. Ah Ah !... Bak yerden göğe haklısın. İş; sadece geçim kaynağımız olmalı, hayatlarımızın sömürülmesi değil. Hele şu bahsettiğin her yere giderken kart basma olayı, kapitalizmin son sömürü noktası !.. Böyle bir şeye inanasım gelmiyor :/ Eski çalıştığım şirkette bize 8 saat az gelirdi, o kadar muhteşem ortamımız vardı ki, eğlene güle çalışırdık. Ama şimdi şirket yabancı bir firmaya satıldı ve durum içler acısı, herkes mutsuz. Bir mail yazıyorum şirkete yoğunluktan cevap veren yok, PES.
    Bence Giz; ya sektör değiştireceksin ya da aynı sektörün daha farklı bir bölümünü (daha küçük birimlerde belki) seçeceksin. Ya iki gencecik insansınız, hayatı şimdi eğlene güle yaşayamadıktan, birbirinize çökük değil de sağlam omuzlar veremedikten sonra ne anlamı kalır bu hayatın !.. Sana çok hak veriyorum Giz.. dilerim yaşam önüne pat diye bir kolay seçenek sunar. Diliyorum, umuyorum :)

    YanıtlayınSil
  14. canımm bu yazıyla ilgili söyleyeceklerim çok olduğundan mail attım :) müsait olunca bakabilir misin?

    Sevgiler..

    www.margunundunyasi.blogspot.com

    YanıtlayınSil
  15. ahhh kuzum ya kıyamam:((çok içerlemişsin ama haklısın,ayıp etmişler,hiç yeni işe başlayan birine söylenecek sözler mi onlar.insanda heves bırakmamışlar:(( bence ordakilerin öğrenmesi gereken şey herkesin yerinin doldurulabileceği,kimsenin vazgeçilmez olmadığı.bu benim 4. işim.hatta 5 numara için başvurdum bile:))noldu yani ben gidince çalıştığım kurumlar çöktü mü ya da şu an çalıştığım yer bensiz yapamaz mı:)))alakası bile yok.benden çok daha kalifiye elemanlar var,benden daha iyi işler çıkartacaklarına eminim. nasıl derler "show must go on".senin de yapacağın işlerle farkını ortaya koyacağına ve mükemmel işlere imza atacağına eminim.lütfen artık canını sıkma.sen üzgün olursan biz de senle birlikte üzülüyoruz.en azından ben böyle hissediyorum.hem sevdiğin bi iştesin.boşver kulaklarını tıka onlara.

    ama bi de şimdi sen böyle anlatınca da acaba evlenmekten vazmıgeçsem diye düşünmedim de değil:)))iş,yemek,bulaşık,çamaşır,ütü,zamanı gelince çocuk,e tabi bi de koca...offffffff.of ki ne of:))asıl olay bu:)))

    YanıtlayınSil
  16. Guzelim benim, seni oyle iyi anliyorum ki... Bu serzenisi yapman senin icin bir adim olmus bence... Ic sesin seni hic bir zaman yaniltmamis, emin ol simdi de yaniltmaz... Evet bir cok insan yasiyor bu durumlari; is yerindeki politik ortamlari ve sirf egolarini tatmin etmek icin birbirlerinin ustlerine gelmelerini we tabi ki mesafe sorununu... Ama herkes de o genellemenin icine girmek zorunda degil... Sahsen ben girmemeyi tercih ettim... Hayat o kadar kisa ki, gunler o kadar cabuk akip geciyor ki... Boyle seylerle vakit kaybetmenin hic ama hic geregi yok bence... Ozellikle, daha cok yeni evlisin yaaa... Evliligin ilk yillari boyle streslerle anilmamali bence... Guzel evinin, mutlu hayatinin tadini en cok bu zamanlarda cikarabilirsin... Simdi herseyin, her parcanin, her anin sana heyecan wermesi; yuzunu deli gibi guldurmesi zamani ;))) Bu zamanlarini sakin ziyan etme derim ben sana... Ben o kadar eminim ki, sen kendin hakkinda en iyi, en yerinde karari verirsin ;))) Opuyorum seni kocaman xxx

    YanıtlayınSil
  17. Ahh canım Allah kolaylıklar versin ya valla çok zormuş.Ben İzmir'deyim merkeze biraz uzakta oturuyorum.İş konusunda mezun olduğumdan beri şanslıyım evime çok yakın yerlerde çalışıyorum.Seneye evleneceğim kısmetse ve muhtemelen merkeze yerleşeceğim.Dolayısıyla dediğin gibi düzenim değişecek.Bunu bile gözümde o kadar büyütüyorum ki şehrin trafiği,yoğunluğu tam bir kaos.Havasını bile solumak zulüm geliyor.Ama senin çektiklerini okuyunca üstesinden gelirim gibi düşündüm.Çünkü burası ulaşım ve benzeri şartlar açısından İstanbul'un 10da 1i gerçekten.Aslında anladığım kadarıyla esas sebep iş ortamının senin tarzınla uyuşan bir ortam olmaması sanıyorum.Bu sebeple tez zamanda her açıdan sana uyacak güzel bir iş diliyorum :):):)

    Bu arada blogları takibin için sana harika bir site öneriyorum: www.bloglovin.com Önce üye oluyorsun.Sonra takip ettiğin blogları search'den aratıp follow'a alıyorsun."Sort posts by blog" özelliğini seçtiğinde takip ettiğin blogların son postlarına çok kısa sürede ulaşabiliyorsun.

    www.ayseguldonmez.blogspot.com

    www.gozdeayse.blogspot.com

    www.bloglovin.com/blog/1936765/ayseguls-daily-fashion-tips

    YanıtlayınSil
  18. Bazen, çookk kocaman nefesler almak gerekir hayatta. Hepimizin farklı sebepleri olur... Şimdi bi dur. Durdun mu? Çoookkk derin bi nefes al!
    sabah derse girdiğimde bunu yaparım öğrencilerime ben:) ve derim ki hani benim sabah gülücüğüm? gülümse! "ne yani uykumuz var öğretmenim sabahın körü"... Vücut gülümsediğinizde seratonin salgılar. Seratonin mutluluk hormonudur otomatik olarak mutlu hissetmeye başlarsınız...
    Gülümse bi:) işte bööle. Dinle şimdi: Senin kadar özel bir insanla birlikte olduğunu hala idrak edememiş o tiplere aldırma bile! ben senin postlarını okuduğumda ve bana yorum yazdığında bile çok mutlu oluyorum. Yazık ki o kadar körlermiş. Trafik ve saat koşuşturmasına gelince pufff çok da haklısın aynı dert bende de var ama, öncelikle bi işimiz var dimi! ve sen bu işi çok isteyerek severek yapıyorsun! Unutmayı öğren kuzucum. eve varınca tüm o trafiği, işte geçirdiğin o gergin saatleri unut. Ben minicik bi 1. sınıf öğrencisinin gülümsemesiyle dünyayı unutuyorum!!! Canını sıkan "part"ları defet gitsin! Sen her şekilde kendine evine ve işine yetebilen hayran olduğum bi kişiliksin bunu bil:) uzatmayayım:) öpüldünn

    YanıtlayınSil
  19. Nasil da dokmussun icini!
    Gizem'cim, biz evlenip, 2 ay sonra Italya'ya giderken bir hocamiz demisti ki: Insanin hayatinin alt ust olmasi, tabir-i caizse feleginin sasmasi icin belirli bir kac sey vardir; medeni halinin degismesi, is ya da ekonomik durumunun degismesi, yerinin/yurdunun degismesi, sosyal durumunun degismesi. Bunlardan degisik kombinasyonlarin olusmasi bu saskinligin derecesidir. Anlattigin uzere, senin ki hepsinin bir aradaki hali (bizde de oldugu gibi). Sasmis felek nasil mi duzeltiliyor? Degisime alisildiginda. Tabi degisime alismak oldugu gibi kabul etmek de degil bence. Degisimi guncel isteklere gore modifiye etmek, degistirmek lazim. Yoksa kaderci oluruz;) Odun vermemek lazim. Zaman bunlari gerceklestirmemize yardimci olacak ama ayni zamanda gunlerimizden de calacak.
    Biraz fazla kelime oyunu yaptim sanirim. Ama oyle guzel yazmistin ki, karsilikli olsak daha ne cok konusurdum. Belki yazdikca rahatladigin yazina ek, konustukca daha da rahatlardin. Ben de bu icten ic dokuse, icten bir karsilik vermis olurdum;)
    Istediklerini gerceklestirebilmeni diliyorum Gizem'cim, sevgilerimi gonderiyorum;)

    YanıtlayınSil
  20. şimdilerde evli biri ve bekarken gecmişte 8 yıl ardı arkası kesilmeksizin günde 11 saat calısan biri olarak sana Allah kolaylık versin diyorum. ben okurken içim şişti, yeri geldi ağzım açık okudum yeri geldi bi an kendi geçmişim aklıma geldi. ben de tekstil sektöründeydim ve şunu gördüm senden iyisi gelirse anında harcanabiliyorsun ve senin vermiş oldugun emekler , hayatından alınan saatler geri gelmiyor yanına kar kalıyor malesef. İş yeri ne kadar iyi olursa olsun, firma kalitesi çok iyi olsun hiç biri bizim sağlığımızdan, huzurumuzdan önemli değil. kaldı ki ben bir işyerinde randıman sağlamama izin verilmiyorsa ben tekrar düşünürüm. önemli olan bana göre huzur içinde, kendini vereceğin, işinde iyi olduğunu göstereceğin, verimli olacağın ve aynı zaman da senin hayatını da yaşamanı sağlayacak bir iş olmalı.. sonrasında işten bıkkınlık durumu olmaması adına ben böyle düşünüyorum. bekarken çalışmak kolay ama iş evlenince değişiyor. Allah kolaylık versin canım sana.

    YanıtlayınSil
  21. Diğer yorumları fikrimi etkilemeleri bakımıdan okumadım aynı yada farklı fikirler yazılmış olabilir de,ama ben de anafikirle aynı düşüncedeyim giz.
    Yani ben keyfini süremeyeceksem, bu hayatta ne için çalışıyor olmalıyım? Kariyer mi? ya ailem, uğruna yıllarca emek verdiğim aynı çatı altında olmayı dilediğim aşkım? yeterince zaman ayramazsam ya da nitelikli geçiremessem(hani yorgunluk ve bitmeyen işler sebebiyle) neye yaradı bu?
    Ha insanlar zor koşullarda ekmek derdinde buna sözüm yok elbet ama hele de maddi durum zorda bırakmıyosa..başka seçeneklerin varsa..öncelik "sen" olmalısın..hayatın sana esir olmalı sen hayata değil.
    bebek sahibi olmak için çalışmayı bırakan bir arkadaşımla sohbet ederken dedi ki,"ben bebeğimi bırakıcam bakıcıya,ilk adımını ilk hecesini o duyucak,sabah ilk o kucaklıcak..ben ona maaşımın yarısını bile versem o da çalışan bir kadın olucak,peki ben anne olabilecekmiyim?" kastettiğini zaman geçtikçe daha iyi anlıyorum.
    Kendin için en doğrusunu seçmek hakkın canım,destekleyen bir eşin de var,hayırlısı olsun hakkınızda:)

    YanıtlayınSil
  22. Genc Werther'in Acilari'na baglayarak baslamissin ya,ah dedim,nereden de aklina gelmis :) Ust uste birikince oyle geliyor insana...Bircok i$te calismis,mutlu olabildigi i$i aramis biri olarak,diyebilirim ki, i$ini ve i$yerini seversen,i$ine keyifle gider,mutlu sekilde yasam surdurursun yoksa gercekten de yasam kalitesi istemeden dusuyor...Sonrasinda durup du$ununce,mutlu degilsen niye durasin ki,tek orasi mi kaldi diyor ic ses...Aslinda dogru...Hele de yeni evlisin,e$ini gormeye 1-2 saat yeter mi ki...Yada ev i$lerine...
    Aslinda mukemmel isyeri ve mukemmel isveren yada mukemmel isarkadaslari diye birsey de yok Gizem'cim, her isyerinde sorunlar oluyor,cekip gidesin en guzel i$te bile gelebiliyor.Insanlarla ugrasmak bazen oyle zorluyor ki....
    Yine de artilarini ve eksilerini dusun,yaz ciz,ne istedigine karar ver tatlim,en guzeli bu...Arastirmaya devam et,illa ki $artlari sana daha uygun yerler de vardir...
    Bahsettigin sorunlar cogu isyerinde olan-olasi $eyler.Sigara icmeyenden yarim saat erken kesmiyor kimse ama :)))) Haksizlik olsa da, bu boyle :)))
    Hayat boyu i$ deneyimlerin olacak,tecrubelerin bu sekilde birikecek,insanlar taniyacaksin,ve bir sekilde istedigin,mutlu oldugun i$i-i$yerini bulacaksin bence de...Bu dunyaya bir kez gelinir fikrine katiliyorum,ardina donup bakinca "degmezmis" demekten iyidir ;)
    Yok yere yipranmaktan iyidir...
    Tabiki hemen pes etmek,birkac olayla i$ten sogumak dogru degil...Ama kimi yerin de duzeni belli,degismez ozellikleri belli,insanlar ve bakis acilari belli...Unutma ki once sen.Once senin hayatin,hayattan aldigin haz,mutlulugun...
    Eminim sen kendin icin en dogru olani sececeksindir Gizem'cim,benim de kendimce fikirlerim bunlar...
    Kolayliklar tatlim, ^*^

    YanıtlayınSil
  23. giz yazdıklarını 2005-2001 arasında hergü yaşadım ve hergün söyledim... arad geçen 6 yılımın özetini yazmışsın.. ve inan yalnız değilsin. trafik, koşturmaca bi yerler yetişmece bu koşturmacanın içinde hiç kimseye hiç biş ye yetememe yetişememe vs. bekarken pendikte oturuyordum iş yerim önce yeşilköydeydi ondan sonra da maslak :) hergün şehirler arası yol gidip geldim şimdi sanırım "yeter fulinin eçktiği" dendi de evim işime yakın denecek bi mesafede. ama yazını okuyunca o günleri unutmadığımı hatırladım.. umarım herşey gönlünce olur ;)

    YanıtlayınSil
  24. Ahh Ahh Gizcim. Benim güzel arkadaşım bazen gençliğimiz bu monotonluk içinde harcanıp gidiyor gibi hissediyorum. Allaha şükür ki izmirde trafik yok iş yerim izmirin dışında kalmasına ve ben merkezde oturmama rağmen en geç yarım saat içinde evde olabiliyorum. Olabiliyorum da benim işimde sabah 9 da başlıyor akşam allah hak getire çıkışım 7 - 8 - 9 - 10... en şanslı olduğum günler normal mesai bitiminde çıktığım günler yani 6 da :) ama % 70 gibi bir oranla mesaiye kalıyorum.

    YanıtlayınSil
  25. 6 yıldır evli çalışan bir bayanım, bunun yaklaşık 4 yılında çocuk da var. Bir bayan için,hele de evliyse, çalışma saatlerinin bu kadar uzun olması çok kötü. Günün en verimli ve uzun saatlerini sadece işyerine bağlayıp başka hiçbirşey yapamamak gerçekten benim de canımı sıkan bir şey. Diğer taraftan çalışmayıp evde otursam onda da sıkılacağımı biliyorum. Bir off çekilecek durumlar yani :)

    YanıtlayınSil
  26. Merhaba Giz,
    İsyanında sonuna kadar haklısın..
    ben de işle ilgili şikayet ettiğimde,sanki bu tembellik ya da çıtkırıldım olmak gibi algılanıyor,farkındayım.
    Ama enerjinin sömürülmesi ve istediğin verimi alamadığını hissetmen durumuna kadar dayanınca olay, gerçekten çekilmez bir hal alıyor!

    Ev ve işyeri arasındaki mesafe gerçekten insanı tüketir,çok iyi bilirim:)Bu konuda Allah yardımcın olsun diyorum.Benim şu an için böyle bir sorunum yok ama yaz aylarında,her akşam yazlığa gidip gelmeye çalışırken, bu acıyı iliklerime kadar hissettim.. :)

    Akşam eve zaten olan "yorgun" bir kafayla,fiziksel olarak da yorulmuş,trafikte sinir patlamaları yaşamış halde ve mutsuz girmek ciddi anlamda yıpratıcı oluyor!

    Umarım güzel gelişmeler olur,sıkıntın çözülür..

    "betwinus" dan sizi takip ediyorum bir süredir,sonra senin özel blogunu da keşfettim ve uzun zamandır ziyaret ederim:) Bayram sonrası işe başlama haberine ve özellikle heyecanla&istediğin mutlu olduğun bir sektöre iyi bir firmayla adım atmana çok sevinmiştim.Devamının da güzel olmasını umuyorum.

    Yazarken daldan dala atladım biliyorum ama evliliğini de tebrik ederim..İnşallah çok çok mutlu olun:)

    Son olarak.....benim de bir blogum var,ama şimdiye dek o kadar seyrek yapabildim ki postlarımı.Pek ilgilenemediğim için,doğru dürüst takipçim bile yok :))
    Daha çok vakit ayırabilirsem,farklı olabilir diye düşünüyorum..Belki sen de bir göz atarsın ; :)
    www.roomsgardens.blogspot.com

    Görüşmek üzere
    Sevgiler..

    Burcu

    YanıtlayınSil
  27. Canım benim hayatında her şey o kadar yeni ki hangi birine adapte olacağını şaşırmış bir durumdasın. Her şeyin yeni olmasına ek olarak iş yerinde de çok sıcak bir ortam bulamamışsın henüz anladığım kadarıyla. Anlattıklarını okuyunca/dinleyince insanın içi kararıyor ama işte bu senin şu anki bakış açın. "Şımarıklık ediyorsun" ya da "Amaaan sen de. alışırsın." demeye çalışmıyorum. Sadece için karardığında şunu söyle kendine "Bu işi ben seçtim ve bunun artıları gibi eksileri de var. Bu seçimden mutlu olmadığıma ve olmayacağıma karar verdiğimde yeni bir seçim yapabilirim. Seçeneklerim var." Hayatta her zaman seçenekler var aslında biz kendimizi ne kadar tek bir rayda gidiyor gibi görsek de bazen. Ayrıca beraber mutlu olduğun, sevdiğin bir adamla aynı evi paylaşıyorsun artık. Onunla uyanıp, onunla aynı havayı soluyorsun. Pollyanna'cılık oynamaktan hiç hoşlanmam aslında. Bu yazdıklarım da öyle anlaşılsın istemem. Sadece diyorum ki bardağın ne dolu ne boş tarafına bak; iki tarafa da bakmaya çalış. Kolay olmadığını biliyorum ama bence sen kısa zamanda kendine daha rahat edeceğin bir düzen kurarsın. Bu yeni bir işle mi olur onu bilemiyorum ama her nasıl olursa senin kendin için hayırlı olacak bir seçim yapacağından da eminim. :) seviyorum seni!

    YanıtlayınSil
  28. cnm sen ne dertliymişsin, okudukça ben bile ağırlaştım, umarım sen hafiflemişsindir biraz..

    nerden başlasam ben de bilemedim. Şu önceki kız işi can sıkıcı gercekten ma kasıt olmadığına inanıyorsan, dert etme, senden iyisini de bulamazlar, sen gitsen arkandan kesin aynını yenisine yaparlar:) bu arada işyerindekiler blogunu biliyor, okuduklarında ne tepki verecekler merak ettim:)

    karşıda oturup burda çalışmak bir eziyet bence. benim8 de cıkıp 8.30 da ofiste olduğum iş için karşıdan tarfiğe kalmamk için erken cıkan ve 8 de ofiste olup orda uyuyan arkadaşlarım vardı. ben asla yapamazdım. benim içinde sabah uykusu cok onemli( suanda hergun 6 da kalkıyorum ve gece en az 2-3 kere uyanıyorum ama bu başka bişey nasıl yapıyorum bilmiyorum:) bir de bu karşıda olup annenle yasarken başlasan gene kolay olurdu ama dediğin gibi hem karşı, hem evde yeni sorumluluklar sana vakit kalmıyor, ben senin yerinde olsam işi bırakmayı dusunurdum ama en azından 4-5 ay calıştıktan sonra ki, bu tecrubeyle yine bu sektorde daha kolay iş bulayım... bircalıştığın yerde mutlu olamak cok onemli, kocandan evinden cok orda vakit gecirıyorsun orda mutluysan hayatında da mutlusndur yoksa sadece ite kaka gecer yıllar. yani hiçbirşey senden onemli değil. once mutluluk, nsl daha mutlu olacağına karar verirsen , o doğru karar olacaktır..

    YanıtlayınSil
  29. Bence is yerindeki kötü giden bu durum bir an önce bitmeli yada bitirmelisin nasil yaparsin bilmiyorum ama bir sekilde eskiden senin yerinde calisan kizin, saltanatinin bittigini onlara göstermelisin yada söylemelisin. peki baska yerde calisma imkanin yokmu ? Trafik konusunda bir sey söyleyemem, istedigimiz kadar kizalim bagiralim cagiralim ne yaparsak yapalim bu düzen degismez... Bence bu gibi is yerindeki gibi hayatindaki aksilikler seni bir sekilde mutsuz ediyor.

    YanıtlayınSil
  30. bende isyan etmek istiyorummm... benim birde bu anlattıklarının tümüne 1,5 yaşındaki kızımı eklemen lazım. keşke sevdiğim bir iş yapsaydım bende ama bu mümkün olmadı. uzun bir süre için de mümkün olabileceğe benzemiyor. artık hayattan sıkıldım durumuna bile geldim.

    YanıtlayınSil
  31. canım benim yazını okurken bu tatlı kız bunları haketmiyor ya dedim hep içimden.. sen tam bir değişim süreci içine girdin tabi, geçen yıl bekarken üzerindeki sorumluluk çok azken şimdi ilave sorumluluklar geldi. ben henüz evli değilim ama çevreden gördüğüm kadarıyla evli olup da sorumlukları üstlenebilmek çok zor değil ancak verimli bir iş hayatı olması şartıyla. iş hayatında yaşadığın stres, yorgunluk, yol, trafik vs. herşeyden önce çözümlenmesi gereken bir şey. işten eve zamanında ve mutlu gidebiliyorsan herşeyin üstesinden gelirsin zaten. açıkçası işyerindeki arkadaşların tavırlarını çok ayıpladım. tuvalet olayları falan da ne kadar can sıkıcı. ben de sana ilk işe girdiğim zamandaki zorlukları anlatayım biraz belki biraz içine su serperim canım..

    ben de üniden mezun olur olmaz işe başladım. eve olan mesafe 55 km. git gel 110 km 'ydi. o zaman arabam yoktu ve 2 otobüsle gitmek zorunda kalıyordum. kışın sabah 6.20 da yola çıkıyordum ve hava kapkaranlık oluyordu. o otobüslerde çektiklerimi anlatmıyorum bile. işyeri de inanılmaz stresliydi ve ben çok hassastım tabi yeni iş hayatına alışan biri olarak eve gelip sürekli ağlardım. şimdi hepsini atlattım artık işin piri oldum kendime araba aldım, yol da gözüme görünmüyor. sonra orda çalışmam Bulutla tanışmama vesile oldu. Anladımki her şerde bir hayır var. Evet hala bazı problemler yaşıyorum ama dört dörtlük bir işi bulamayacağımı da biliyorum. İlerde kendi işimi kuracağım günleri bekliyorum sadece..

    Tatlım bence işin seni yıpratmasına izin verme. Çünkü sabretmek hakkaten zor. Ben sabrettim ama bekardım ve daha iyi maaşla başka bir iş bulamazdım. Tabiki daha yenisin, yeni bir düzen oturtma dönemi içindesin. Bence bir süre daha sabret ama senin hayatını daha fazla çalmasına izin verme. Bence sen çok daha iyilerini hakediyorsun. Umarım gönlündeki gibi mutlu bir işte çalışırsın..

    YanıtlayınSil
  32. Gizem'cim aynen ben de eve gelince konuşacak halim kalmıyor, dahası trafiğin o stresinden yüzüm beş karış geliyorum bazen bu daha da kötü oluyor. İşyerindekiler eskisine göre yerine geldiğim kızın muhabbetini daha az yapıyorlar ama bende ilk günden beri bir birikim oldu sanırım. Şu trafik olmasa keşke diyorum, Perşembe günü Tayyip Bey köprüden geçeceği için yolu kapadılar ve ben 2.5 saatte olduğum yerde el freni ile dura dura geçtim karşıya. Sinir stresten midem tuttu ve ertesi gün sabaha kadar sürdü bu sefer işe gidemedim. Genelde kötü ama bazen tam anlamıyla korkunç oluyor bu durum. Beni anlayıp destek verdiğin için çok teşekkür ederim canım.

    YanıtlayınSil
  33. Pembe fiyonk, insanın işi evine yakın olmalıymış bunu çok net anladım ben tatlım. Sabah kalkmak kötü evet ama daha kötüsü akşam trafik çekip hiçbir şey yapamadan yatakta bulmak kendini. Eğer akşam bu kadar vaktim gitmese yolda eve vakitli gelir her işimi halleder en azından yapılacakların halledilememiş olmasının vicdanı olmadan uyurum. 7.15 de iyiymiş bu arada :) Desteğin ve içten sözlerin için çok teşekkür ederim canım...

    YanıtlayınSil
  34. Lulu'cum çok doğru bir noktaya değinmişsin insan işteki arkadaşlarıyla herkesle olduğundan çok vakit geçiriyor. Benim de şu an için samimi olup çok sevdiğim bir iki kişi var, bir de yavaş yavaş bana sıcaklık gösteren kişiler var. Dediğim gibi yapılan bu davranışın bilinçli olmadığına inanmak istiyorum ben zamanla da hallolacağına, ama trafik kışın gelmesi ve yağmurların da başlaması ile ne durumda olacak orasını kestiremiyorum, düşünmek dahi istemiyorum tatlım.. Söylediklerini ciddi olarak düşüneceğim umarım benim için hayırlısı olacak gelişmeler olur hayatımda :)

    YanıtlayınSil
  35. Pempe'cim ben de aynısını anlatmaya çalışıyorum etrafımdaki insanlara. 10 saat boyunca dikmektense bir insanı şunu 8 ya da 9 saat yapıp çok daha verimli hale getirebilirler. İlk çalışma saatlerini duyduğumda moralim bozulmuştu ama çok istediğim bir sektör olduğu için sesimi çıkarmamıştım. Arıtma tesisinde çalışmam beeen diyerek çıktığım yolda geldiğim nokta burası :) ne demem gerek daha fazla bilemiyorum...



    Simone, tam olarak içinde bulunduğum durumu ve düşündüğüm opsiyonları anlatmışsın canım. Eşim de şu an için anlayışlı bu şartlardan minimum yıpranmam için elinden geleni yapıyor ama o da zamanla isyan edecek biliyorum. Ya da ben daha fazla bu şartları sürdüremeyeceğim evin düzeni aksayacak... Kendi işimi açmayı ben de düşündüm ve hala düşünmekteyim ama normalde iş haftasonları olmazken ya da iş saatleri ile sınırlıyken kendi işi olunca insanın o da olmayacak ve daha yoğun bir şekilde çalışmak durumunda kalacak gibi geliyor bana. Bir de henüz çok yeni evliyiz çocuk gibi bir durumumuz yok, o zaman neler yaparız düşünemiyorum zaten :))) Dilerim her şey senin için de, desteğini esirgemeyen ve muzdarip olan herkes için de en güzel şekilde yoluna girer.. Çok teşekkür ederim güzel sözlerin için canım...

    YanıtlayınSil
  36. Bal'm aklımda 40 tilki var, bunlardan birisi de sürekli bu mottoyu söylüyor bana. İnsan dünyaya bir kere geliyor ve içinde bulunduğum şartlarda çalışmayı sadece kariyer yapmak için istiyorum, bunun için zorunlu bir durumum yok. Aldığım eğitimin karşılığını verme isteği ok, ama insan hayattan vazgeçer duruma gelecekse neden o zaman? sorusu da zihnimde yankılanmıyor değil canım.




    Sevgili Momentos, çok teşekkür ederim içten dileklerin için :)) Dilerim ve ben de umarım aynısını. Çok isterdim ki o saatler bana yetmesin ve daha daha diyebileyim ancak o 10 saati oldukça boş geçirmekteyim, yoğunlaşacağına ve kendime bir şeyler katacak şeyler yapacağıma inancım sayesinde devam ediyorum ama trafik kadar beni yıldıran bir diğer şey de bu. Şirketler yabancı ortaklık alınca böyle oluyor, gelen kendi kurallarını da getiriyor ve var olan o güzel denge alt üst oluyor ne yazık ki. Her şeyin gönlümüzce olması ve bize mutluluk vermesi dileğiyle canım..

    YanıtlayınSil
  37. Bu da benim dünyam, yorumları bitirir bitirmez maillerime bakacağım çok çok teşekkür ederim canım :)



    Gülümse'cim ne kadar içten yazmışsın okur okumaz bir gülümseme oturdu dudaklarıma :) Sevincimi olduğu kadar üzüntümü de bu kadar samimi bir şekilde paylaşan herkese, sana çok teşekkür ederim tatlım. Kişi yaptığı şeyi düzeltebilmesi için önce bunun karşısındakini üzdüğünü fark etmeli, başta bu yok. İyi niyetli ve çok sıcak davranan kişilerden bile zaman zaman aldığım bir tepkinin zamanla kendiliğinden ortadan kalkacağına inanıyorum. Dediğin gibi bu düzen o kişi olmadan da devam ediyor, yarın ben gitsem bensiz de eder. Evliliğe gelince çok çok güzel yanları var ve işim bu şekilde olmasa hayatta şikayet etmem ama zaman yetmiyor diye söyleniyorum, ikisini aynı kefeye koyunca tüm güzellikler ağır basıyor tatlım ama diyeyim sen evlilikten vazgeçme en güzel yanı o bu koşturmacaların :p



    Emili'm tatlım çok güzel şeyler söylemişsin ben de aynı şekilde evliliğin ilk yıllarını bu iç bulantısı şekline gelen stresle anmak istemiyorum. Her günüm bir diğerinden değerli ama artık otomatiğe bağlı bir şekilde yaşıyorum düşünmeden ve yarı hissiz olarak. En doğru kararı verebilmeyi ben de gönülden istiyorum kafam en çok da bu yüzden karışık. Yolumu aydınlatan güzel sözlerin için çok teşekkür ediyorum canım benim...



    Ayşe'cim çok teşekkür ederim tavsiyen için :) Benim de hep okullarım evime yakın olmuştu kendimi şanslı görürdüm ama işe gelince nedense hep ters yakalarda oldu şansıma :) Düzen değişikliğinden korkma canım, başta daha özgür bir hayata adım atıyorsun tüm sorumluluk ve inisiyatifin senin elinde olduğu. Hele bir de ailen evlenmeden önce belli sınırlar çizmişse sana (bende öyleydi) o zaman çok daha serbest oluyorsun ve sevdiğin kişi ile her şeye beraber karar verip yapmanın keyfi bambaşka oluyor. Dilerim nişanlınla her şey gönlünüzce olur ve çok çok mutlu olursunuz tatlım :)

    YanıtlayınSil
  38. Hande'cim, kocamaaaan bir gülümseme var şu anda dudaklarımda :) çok ama çok teşekkür ederim bu güzel sözler için kuzucum. Ben de bugüne kadar girdiğim tüm ortamlarda sevildim ve hala süre gelen sıkı arkadaşlıklar edindim, son işyerimdeki arkadaşlarımla hala çok severek görüşüyorum ama nedense burada başlangıç olarak bu şekilde bir şey geldi başıma. Hep olduğum gibi olarak insanlara sevdirdim kendimi daha fazla özel bir şey yapmadım bu sebepten şu anda da yapmayı düşünmüyorum hatta kendimi geri çekmeyi düşünüyorum. Başımıza gelen her şeyin içsel bir sebebi olduğunu düşündüğümden şu anda o kocaman gülümseme ile hangi negatiflik sebep oluyorsa buna onun da ortadan kaldırılmasını diliyorum tüm kalbimle. Öpüyorum seni kocaman tatlım ve iyi ki varsın diyorum hayatımda :)



    SvG'cim ne kadar güzel yazmışsın okudum doyamadım bir daha okudum ve dediğin gibi karşılıklı olsak nasıl saatlerce konuşurduk düşünmeden edemedim. Sizin düzen değişikliğinizi düşünüyorum da az şey değil her şeye ek olarak yepyeni bir kültüre girmek de ekleniyor ki çoğu insan sadece buna adapte olmakta bile çok çok güçlük çeker. Evliliğin ilk 2 ayı o kadar güzel ve adaptasyonu kolaydı ki bu mu demiştim kendi kendime evlilik zor dedikleri, meğerse asıl olay çalışmaya başlayınca ortaya çıkıyormuş :) Değişimi güncel isteklerime göre modifiye edebilmek için yeni kararlar almak ve uygulamak gerekliliğini hissediyorum. Bakalım neler olacak, en kısa zamanda sizleri haberdar edeceğim tatlım :)))

    YanıtlayınSil
  39. Handan'cim sektörü iyi bilen birisi olarak benim 5 haftada görüp hayretler içinde kaldığım bir noktaya çok güzel değinmişsin canım. İşini iyi yapıyor ve uzun zamandır çalışıyor olsan da senden iyisini bulduklarını düşündükleri anda seni ekarte edebiliyorlar. Bu da aklımı kurcalayan başka bir konu zaten, verilen onca emek ve çekilen stresten sonra hak ettiğim değeri görebilecek miyim acaba? Ben de huzur içinde, kendimi vereceğim, iyi olduğumu göstereceğim, verimli olacağın ve aynı zaman da hayatımı yaşamamı sağlayacak bir işi her şeyden çok istiyorum :) Güzel sözlerin için çok teşekkürler canım...



    İpekböceği'm ne kadar güzel yazmışsın okurken ruhumu okuduğun hissine kapıldım. Hayatı ıskaladığımı ben de hissediyorum son zamanlarda, evimde huzurluk vakit geçirmek için çalışıyorum ama çalıştığım için o vakti geçiremiyorum bile. Şu anda hayata esirim, maddi olarak zorlayıcı koşullar olmadığı halde. Sadece iş bulmanın bu kadar zor olduğu bir ortamda bulduğum işe nankörlük yapmamak adına. Sanırım tam kararımı verebilmem için biraz daha zamana ihtiyacım var, tüm dengelerin nihai noktaya ulaşıp terazinin hangi kefesinin daha ağır bastığını görebilmem için.. Çok teşekkür ederim içten destekleyici sözlerin için..

    YanıtlayınSil
  40. Ferah Feza'm mükemmel işyeri olmadığına sonuna kadar katılıyorum çok fazla tecrübem olmasa da etrafımdaki insanların yaşadıkları bile yetti bu kanıya varmama. Ama en azından şartları bana daha uygun evime daha yakın bir iş yeri olmalı bu aşamada. Beni işe bağlaması muhtemel 3 parametreyi düşünüyorum, kendime çokça şey katıp yeni şeyler öğrenmek, maddi açıdan çok tatmin olmak, evime yakın olması hayat kalitemden çalmaması. Şu anda bu 3 şarta da tutunamayacağım kadar zayıflar. İşe gidip gelme benzin ve otoparkının dahi bana ait olduğunu düşününce başta iyi gözüken teklifleri şu anda komin bir rakama tekabül ediyor. Dolayısıyla maddi bir kazanç için değil tecrübe edinmek için gidip geliyorum, 10 saati gereği gibi değerlendiremeyince o tecrübe de dıştan bakınca kağıt üzerinde gibi hissediyorum e o zaman bana ne kaldı? İnce işler değil mi tatlım, en güzelini en sonda demişsin öncelik hayatım ve o hayattan aldığım haz, mutluluk olmalı.. Gerisi çok daha mühim değil.. Kocaman öpüyorum canım benim...

    YanıtlayınSil
  41. Fuly'cim yalnız değilim ve bu eziyeti çeken, çekmekte ve çekmiş olan herkes için de üzülüyorum. Eski dönemlerin köleliğinden bir farkı yok bu durumun. Koşullar insani şartları aştığı ve hayattan alınan keyif baltalandığı anda neden, niçin noktasına geliyor insan. O dönem geride kalsa bile iz bırakıyor ben çalıştığım ilk yılları bu şekilde anımsamak da istemiyorum. Dilerim bir çıkış yolu ve mutlu olacağım bir çözüm bulurum bu duruma.. Çok teşekkür ediyorum desteğin ve içten sözlerin için...



    Sayın Karaca, ahh tatlım benim o da ayrı bir dert işte. Başlangıcı iyi de bitiş saatlerinin bu kadar uzun olması da hayattan çaldıran ve sürekliliğinde bıktıran bir durum. Ben neden yoğun değil iş, daha çok şey yapmak istiyorum dediğimde aldığım cevap bir iki ay içinde o kadar yoğun olacaksın ki gece 2'lere kadar burada kalacaksın oldu. Sanırım bunun bir ortası yok o zamanı yaşamam gerektiğinde ne yapacağım bilmiyorum :)

    YanıtlayınSil
  42. Naile'cim o çelişki bende de var, çalışma hayatı sömürü halini alınca sıkılıyor insan ama evde kalınca da geriliyor hissine kapılıyor hayatın gerisinde kalıyor yada sıkılıyor insan. Bir de çocuk olunca düşünemiyorum o denge nasıl korunur... Dilerim senin için de hayat evine, çocuğuna daha çok vakit ayırabileceğin şekilde bir düzene sahip olur. Benim şu anda en çok istediğim şey bu canım...



    Burcu'cum en çok da bu sinirime dokunuyor işten kaçma ya da narin olmak değil ki bu. Hayatı yaşayamamaya isyan etmek sadece. Geçen sene sabah 08.30 akşam 17.30 arası nefes almadan çalışırdım ve o yoğunlukta işten çıkınca o kadar enerjik ve mutlu olurdum ki hayret ederdi arkadaşlarım. Şimdi o 10 saat boş geçse de bir uyuşukluk ve bitkinlik var üzerimde. Bir de trafikte servis olsa neyse bir şekilde kitap okurum ederim o vakti geçiririm, cebelleştiğim arabalar da ayrı sinirimi bozuyor. Betwin Us'tan Giz'li Teras'a gelmiş olman çok mutlu etti beni :) Bloguna sürekli bir şekilde ilgi gösterirsen eminim bu güzel cümleleri kuran kişiyi birçok insan takip eder :) ben de en kısa zamanda göz atacağım bloguna çok teşekkür ediyorum içten sözlerin için :))

    YanıtlayınSil
  43. Mine'cim, canım benim senden gelen bu güzel yorumu okumak çok mutlu etti beni :) Evliliğin getirdiği tüm o güzelliklere ek olarak sevdiğim can arkadaşlarımla da dilediğim gibi vakit geçirebiliyor olmak yeni düzenimde. Şu anda seçeneklere bakınca yeni kararlar alabilirim yalnızca etraflıca düşünüp "keşke.." demek istemeyişim beni arafta bırakıyor. Bu sebepten bir süre daha durarak şu anda bulanık olan suyun durulmasını bekleyip net bir şekilde kararımı vereceğim. Kuzum benim ben de seni seviyorum çoook iyi ki varsın(ız)!!! :)))


    Aysun'cum keşke okusalar ve bu durumun beni kırdığını görebilseler ancak işyerinde blog sahibi olduğumu duyunca gösterilen ilgilin ne kadar ufak olduğuna inanamazsın :) Ben de 06.20'de evden çıkınca 06.45'te etrafı duvarlarla çevrili açık bir otoparkta gün aydınlanmadan buluyorum kendimi ve saat 08.00'e kadar arabada kıvrılıp uyuyorum durumumun bu sen düşün :)) Çocuk olunca farklı bir durum motivasyonu aynı değil insanın üstelik annelik bambaşka bir şey :) Bu konuda fikirlerine güvendiğim birisi olarak söylediklerini dikkate alıp karar verme sürecinde değerlendireceğim tatlım. Vakit ayırıp da bu güzel cümleleri yazdığın için çok çok teşekkür ederim :)))


    Nesliname, evet tam olarak mutsuz ediyor ve bu özel hayatıma da yansımak üzere. Bu noktada daha dramatik bir şekilde aksiyon alacağım zaten. Başka imkanlarım var ancak onu da değerlendirmeden önce etraflıca düşünmek lazım. Trafik aynı yakada oturunca bir dereceye kadar katlanılıyor ama karşıda çalışırken hele de eşim bu yakada çalışıp eve 17.30'da gelirken tam bir eziyete dönüşüyor durum...

    YanıtlayınSil
  44. Serap'cım bir de bebiş varsa o zaman bu duruma cidden isyan edilmesi hatta kat kat edilmesi gerekir. İnsanın eşi ilgi bekliyor ama çocuğunun beklemesi bambaşka, onun için gıda kadar gerekli anne ilgisi. Ne diyeceğimi bilemedim, şartlar çok zorlayıcı ve insan çok istese de bir anda değiştiremiyor. İnşallah en kısa zamanda bir çıkış yolu, isyanını mutluluğa bırakacak şekilde koşulların değişimini yaşarsın canım...



    Tubitos'cum, ben de hep bugüne kadarki iş görüşmelerimde hayırlısı ise olsun diye dua ettim sonunda burası oldu demek hayırlısı burasıymış dedim. Belki de benim henüz kavrayamadığım bir hayrı var :) günde 110 km'ye inanamadım hele arabasız gitmek bir de üstüne işyerinde yaşananlar tam sinir stres ve çok yıpratıcıymış tatlım. Dört dörtlük bir iş olmasa da hayattan çalmadan yaşayabileceğim şartları istiyorum sadece. Her insan belli bir süre sonra kendi işini kurmak istiyor bu kadar emek, çaba veriyorsam kendi işime veririm en azından sonucu çok daha tatmin edici olur diyor ve haklılar da. Bir süre daha sabretmek ve gidişata bakmak benim de şu noktada aklımda olan şey. Güzel dileklerin ve sözlerin için çok çok teşekkür ederim canım benim, dilerim her şey en güzel şekilde sonuçlanır ve bu sıkıntılı günlerimi paylaştığım gibi mutluluğumu da aynı şekilde paylaşırım sizinle... Öpüyorum kocaman canım..

    YanıtlayınSil
  45. Sevgili Giz, ben bu kiz napiyor bakiyim dedigimde bu yaziyi gördüm. Üstten söyle bir baktim. Yanlis anlama seni anlamam icin kelimesi kelimesine okumam gerekmiyordu. Hayat böyledir iste. Kolay degil. Ama kolaylastirmak icin yapman gereken bir sey varsa yapmalisin. Yillar gecince basedemeyecegimiz tek sey sorunlarin birikimi oluyor. Sevgiler...

    YanıtlayınSil
  46. Gizcim, sanki birsürü yerden Enerjin tükediliyo gibi geliyo (Yolda, Is arkaslarinin söyledikleriyle, Is zamaniyla).. Ben ayni durumda olsam, benimde bu anlatiklarin cok zoruma giderdi. Seni kesinlike analayabiliyorum.
    Okudugumda bu cümlene takildim: "Hayatımda birçok şey çok güzel gidiyor evet ama hep günlük güneşlik ve uç noktalarda şanslı olmuyor insan. Dışarıdan her şey daha farklı görünebilir." Sanirim senin tek yapabilecen sey, sansli gitmeyen noktalari degistirmek. Belki is yerinde senin icin zor olan seyleri dile getirmek?
    Mesala is arkaslarina, hep önce calisan Bayandan bahsetmeleri senin rahatsiz etmesi, veya is zamanini bir saat ileri alinmasi gibi cözüm aramak mümkünmü? Umarim durumun biraz daha kolaylasir! Bool Semanlar..

    YanıtlayınSil
  47. Biz de sanıyoruz ki Giz'imiz yeni işinde çook mutlu:( Cumartesi saat 3te evime 2 saatte dönmüş biri olarak ne desem az. hani otobüsten inip ağlamak istedim. niye çekiyoruz bunları... En iyi iş sana hayatın için en çok boş vakti veren iş bana kalırsa. Okurken nefesim tıkandı resmen tatlım yaa, bu tempo ve stresle enerji filan kalmaz sende tabi ki. Kısa zamanda seni daha çok mutlu edici bir tempoya girersin umarım:/

    YanıtlayınSil
  48. Canim bu yazin nekadari güzel olmus, resmen bir cogumuzun icindekilerini yazmissin.
    Ama hersey gelip geciyor ve sonucta biz tecrübelerimizle bas basa kaliyoruz sadece.
    Bence sen yakin zamanda bulursun bir cözüm, icime doguyor senin icin hersey cok daha güzel olacak : )

    YanıtlayınSil
  49. canım ya yazını yeni okuyabildim malum bende evlilik artı iş artı ödevler mağduruyum:) veee okurken ben yoruldum benimde hayatım cok yoğun ama en azından ankarada trafik yok trafik insanı mahvediyorr...seni cok iyi anlıyorum bazen işten erken çıkabiliyorum o anlar benim için okadar kıymetlikii kendimi eve nasıl atıyorum bilmiyorum ama evde yapılması gereken ev işlerini geçtimm çalışılması gereken bir sınav bir sınav var buara malesef ah ah bitmiyor malesef insanoğlunun istekleri.. çalışmazken okadar özenirdimki şuan çalıştığım yerde çalışanlara :)))şimdi kendime gülüyorum öyle iştee hayat bazen zor bazen cok güzel değilmi gizcim hepimiz bardağın dolu tarafını görmeliyiz aslında işte ama senin şu resime bayıldımmm şuan tamm o moddayım:)))

    YanıtlayınSil
  50. gizcim, gelen yorumları okumadım ama haksızsın, sesini çıkarma diyen yoktur eminim. hepimizin ortak sorunu zaman yetmezliği, öyle süratli bir çark işliyor ki içinde mutsuz oluyoruz yalnızca. işinde olanlara gelince aynı şey benimde başıma gelmişti, yapan da müdürümdü. eski kızın adı da tesadüf buketmiş:) sonunda patlamıştım, müdür de çenesini kapamıştı :))

    YanıtlayınSil
  51. Kuzu iş hayatı ve oturtulmaya çalışılan yeni bir düzen gözüme fazlasıyla korkutucu geldi:/ böylesine yorucu bir koşuşturmaca içinde insanın kendisine vakit ayırabilmesi bir mucize olmalı. Benim hoşuma gitmeyen bir çok şey var bu noktada. İlk olarak etrafında kendini bilmezce konuşupta seni kırabilen insanların olması çok sinir bozucu.Üstelik çalışma alanında! ister istemez insanı huzursuz eder her ne kadar göz yumsanda.Bu şekilde olması beni bile hem rahatsız etti hemde üzdü kuzu:((
    sen sabahın erken saatlerinde mutlu olduğun işi yapmak için koştur,zamanının çoğunu dışarıda geçir, evinde hoş sohbetle geçireceğin vakitler yolda heba olsun bide tüm bunlara maruz kal! olucak iş değil..
    düşüncelerin de haklısın bebeim..
    ama birşeylerin değişeceğine inanıyorum.iş arkadaşların da saçmaladıklarının farkına varıp daha dikkatli olucaklardır.ayrıca giden kızın senden daha tatlı olabileceğini hiç sanmıyorum! canımmsınn<3
    Sen biricik Giz'sin. her şekilde hayatın verdiği zorlukların üstesinden geliceksindir eminim;)

    :**

    YanıtlayınSil
  52. Zor bir durum gerçekten... İstanbul'daki 5 yıllık çalışma hayatımda şunu gördüm; hiçbirşey asla dört dörtlük olmuyor. Ortamını ve müdürümü çok sevdiğim halde maaşı düşük diye ayrılıp yüksek maaşlı bir yere geçip patronun beni delirtmesi yüzünden işten ayrıldığımı biliyorum. Ve sonrasındaki her denememde birşeyler eksik oldu...
    Senin için ön planda yer alan neyse kesinlikle kararını buna göre vermelisin.
    Benim için kariyer hiçbir zaman çok ön planda olmadı; bu yüzden şimdi o köprü trafiğinde boşa geçirdiğim zamana çok acıyorum.
    Bol şans diliyorum sana.
    Moskova'dan sevgilerimle...

    YanıtlayınSil
  53. Gizcim aynı hisleri 1.5 yıl yaşadım. seni çok iyi anlıyorum. ben de erkenden kalkmaktan, stresli iş ortamından bıkmıştım. üstelik aynı senın gibi ben de hevesle başlamıştım, Türkiye'nın en büyük bir iki şirketinden biriydi,ipucu vereyım gsm sektörü:)) herkes bana özenıyordu şahane hayatım vardı dışarıdan bakınca oysa ben sevdiklerime, kendıme uykuma hıc vakıt ayıramıyrdum. Ne mi yaptım işi bıraktım,izmire dondum, ailemın yannda kafa dinledım 3 ay. Ama iş hayatının dışına cıkınca da o tempoyu özluyorsun, inanılmaz ama öyle. TV de reklamlarını görünce duygulanıyorum, ayrıldığıma pişman mıyım? Hayır. Dönemk istıyrmuyum? evet! çelişkili gelebılır ama dinlendim yenilendım iyi geldi, şimdi tekrar döneceğim, aynı şirket olma ihtimali çok yuksek ama başka bir bölümde çalışacağım, hem de daha az streslı bır ortam olacağını umuyorum. Sana tavsıyem bıraz daha şans ver ama mutsuzsan çok da yıpranmadan çık. düşünsene iş de eş kadar onemlı işte on saatın gecıyor eşinle ise 1 2 saat. eşimizi secerken 100 kez düşünuyoruz da iş dahamı az onemlı. lütfen kendını uzme sen hem çok donanımlı hem de iyi okuldan mezun birisin, son secenegın orası değil. İyisi mi bir sure deneme yap hem de tecrube edınmış olursun, iş aramaya da başla bır yandan, eminim sonunda doğru iş karşına çıkacak.

    http://bir-alisveriskoligin-itiraflari.blogspot.com/

    YanıtlayınSil
  54. Gizcim, istanbul trafiginin benzer sikintilarini cekmis biri olarak hissettiklerini cok iyi anliyorum. Benim durumum biraz daha kotuydu. Belki yazarsam kendini cok az daha iyi hissedersin :D Calistigim yerin servis olanagi olmadigi ve arabam da olmadigi icin, her sabah 6 da kalkip, 6:15 te evden cikip, 15 dk yol yuruyup (karda yagmurda daha da zor oluyordu tabi), sadece otobuste oturabileyim diye en az 20 dk durakta sira bekleyip karsiya gectigim gunler cok oldu. Ben bu duruma 8 ay dayanabildim. Sonrasinda sogukta cok kaldigim icin surekli hasta olup artik ise gidemicek duruma geldigim icin ayrilmak zorunda kalmistim.
    Cok sikintili bir durum biliyorum. Ama hic bir is senin sagligindan onemli degil, bunu unutma.
    Isteki diger konulara gelince, dedigin gibi zamanla insanlar sana alisip seni sevmeye basladikca kendine guvenin artacaktir diye dusunuyorum. Seni sevmeyecek biri de daha dunyaya gelmemistir :D
    Insallah tum sorunlarin zamanla azalir, kalbim seninle :D

    YanıtlayınSil
  55. Nesrin’cim ben de bu durumun getirileri birikmeden çözüm bulmak niyeti ve düşüncesindeyim. Hayatı zorlaştıranın hep bizlerin olduğuna inandım senelerce şimdi ise zor koşulları değiştirebilecek yegane kişinin kendimiz olduğuna inanıyorum. Dilerim her şey en kısa zamanda, güzel şekilde sonuçlanır. Sevgiler canım…



    Liz’cim ben de tam olarak bu noktalar üzerinde çalışmaktayım :) enerjimin tüketildiği konusunda çok haklısın öyle ki eve geldiğimde vaktim olsa bile enerjim olmuyor sürekli asık suratlı be ve bitik bir insan haline dönüşmek üzereyim. İş arkadaşlarım böyle bir şeyi dile getirsem anlaşılamayabilirim. Birçok insan farklı zaman dilimlerinde geçmişteki arkadaştan bahsediyor tek bir kişi sürekli yapsa konuşurum ve sıkıntı olmaz ama bu şekilde dile getirsem ben deliymişim gibi bir izlenim de doğabilir :) alt tarafı eski arkadaşımızdan bahsettik ne var ki bunda şeklinde bir yaklaşımdansa zamana bırakmayı tercih ederim. İş saatlerine gelince, bu konuda birkaç insana derdimi anlatmaya çalıştım ama bu talebin ne kadar uzak bir hayal olduğunu konuşmanın başlarında anladım :) benim için daha farklı ve kalıcı çözümler gerekli, gelişmelerden haberdar edeceğim canım :)))



    Particle,tatlım o arabadan inip ağlama isteğini o kadar iyi biliyorum ki. Çok doğru ve güzel demişsin en iyi iş hayatım için en çok vakti veren dolayısıyla işe daha şarj olmuş gelerek verim almamı sağlayacak iş. Umarım dediğin gibi olur canım, önümüzdeki günlerin neler getireceğini ben de çok merak etmekteyim :/


    Viva’cım ben de bir an önce geçsin istiyorum bu dönem, dönüp bakınca kısa bir süre ile limitli stres sıkıntı yumağı olarak kalsın istiyorum. İnşallah güzel kalbine doğduğu gibi olur ve en kısa zamanda daha güzel haberler veririm size canım :)

    YanıtlayınSil
  56. Güzin’cim ben de şu anda çalıştığım yere bakıp bakıp nasıl iç geçirirdim :) şimdi ben de kendime gülüyorum insanoğlu gerçekten çok bir garip, yaşadıkça içine girdikçe görüyor ve zihnindekilerin bu şekilde değişmesi karşısında hayretlere düşüyor. Trafik şu an için en büyük derdim o olmasa diğerleri katlanılabilir. Bakalım yağmurlar da başladı artık eve dönüş sürem ne şekilde değişecek göreceğim.. Hayat çoğu zaman çok güzel ama bu aralar çok zor tatlım bardağı bu kadar boş görmem bu yüzden. Dilerim seni de zorlayan koşullar en kısa zamanda hafifler ve nefes alabileceğin bir tempoya girer.. Güzel yorumun için çok teşekkür ederim..



    Buket’cim tek bir kişi olsa bunu yapan ve sürekli yapsa ben de patlayıp rahatlayacağım ama bir sürü insan farklı zaman dilimlerinde yaptığı için tepki göstermeye kalksam olmuyor, sussam o da içimde kalıyor böyle değişik bir durum umarım daha fazla sürmez.. :)


    Story’m ,canımsın benim çok çok teşekkür ederim güzel yorumun için baby’m :) ben de bu tavrın zaman içinde değişeceğini umuyorum ancak trafik zamanla daha da kötü olacak ve ben işte o zaman ne yapacağımı hiç ama hiç bilmiyorum. Başlarda beni de üzen bu duruma karşı artık hissiz bir tavır almam da aksiyon alma gerekliliği içinde tehlike çanlarının çaldığını gösteriyor. En kısa zamanda bu durumun değiştiğini görmek dileğiyle tatlım, öpüyorum kocaman..

    YanıtlayınSil
  57. Noni, benim için de kariyer çok ön planda olan bir şey değil, çalışmak istememin tek sebebi alınan onca eğitimin boşa gitmemesi, yoksa kendi kendime kaldığımda sıkılmayan (aksine bundan keyif alan) ve kendimi geliştirecek şeyler yapabilen bir insanım. Böyle olunca boşa geçen zaman daha da üzüntü verici oluyor. İş hayatında hiçbir şeyin dört dörtlük olmadığını geçen sene bizzat gördüm ama dört üç, hatta dört ikiliğe de razıyım :) şu anda elimdeki bundan da az, dolayısıyla “neden o zaman?” noktasına ve sorgulamasına çoktan geldim. En kısa zamanda bu şartları değiştirebilmeyi ve beni mutlu edecek yeni bir zihin durumuna kavuşabilmeyi umuyorum. Güzel dileklerin için çok teşekkür ederim :)



    Alışverişkolik, göz önüne aldığım ihtimaller arasında bu da var. İnsan aldığı karardan pişman olmasa bile o tempoyu özleyebiliyor, ben de geçen seneki işimden ayrıldığıma pişman değilim ama o tempoyu burada boşa geçen her saat özlüyorum. Senin adına çok sevindim canım, farklı bir bölümde hayattan çalmadan aynı şirkette yer almak eminim çalışırken çok daha farklı hissetmeni sağlayacak. Benim de zihnimden geçen bu, biraz daha zaman verip gidişatı değerlendirmek. Güzel sözlerin için çok teşekkür ederim canım, okuyunca kendimi daha iyi hissettiren bu satırlar alacağım kararda zihnimin bir köşesinde yer alacak :)

    YanıtlayınSil
  58. Deniz’cim şartlarını okurken inan çok üzüldüm, o soğukta karda kışta neler çekmişsin. Bizde de servis yok ve arabam olmasa ben de direk ulaşım olmadığı için günde en az 20 dk yürümek zorunda olacaktım. Bana ve diğer çalışanlara bunu yaparak insanları çaresiz bıraktıkları için ayrıca kızıyorum iş yerine. İşe giriş anında karşı yakada 1-2 kişi var denilmişti ancak şirketin yarısı karşıda oturuyormuş başlayınca gördüm. Fiziksel değil ama zihinsel sağlığımı yitirme aşamasına geldiğim bu noktada bu içten sözler aklımda olacak, desteğin ve bu güzel sözlerin için çok ama çok teşekkür ederim, sevgiler canım… :)))

    YanıtlayınSil
  59. Senin de söylediğin sebeplerden dolayı ben de ancak vakit bulup her serzeniş cümlenin altına imzamı atabileceğim postunu okudum az önce :))Seni o kadar iyi anlıyorum ki(ne kadar iyi anladığımı son cuma yazımda görebilirsin) ben bu yaşadıklarını +1 bebekle yaşıyorum bir de, tabiri caizse beterin beteri var:P
    Senin de söylediğin gibi isyan etmek, şımarıklık etmek değil bunlar, insan bir yerde çalışmak için mi yaşadığını yoksa yaşamak için mi çalıştığını sorguluyor. Ben de senin gibi evlilik hayatından son derece memnun ama iş hayatından bir o kadar muzdaribim, ne yazık ki ilerleyen zamanlarda iş hayatının yarattığı stres ister istemez evlilik hayatına da yansıyabiliyor kimi zaman (ne kadar olmamasına gayret etsen de.) İş ve eş, ikisinden birinde sorun varsa mutlaka hep bir şeyler eksik oluyor, o yüzden bence eğer şansın varsa kar-zarar tablonu oluşturarak belki de işten ayrılmalısın. Çünkü iş her zaman bulunabilir ama huzur, sağlık, mutluluk gibi kavramlar kaybedildiğinde kolay kolay yerine gelemeyebiliyor. Biraz kötü bir tablo çizmiş olabilirim ama iyi gibi görünen aslında tam da yapmak istediğim bu dediğin işler içine girince sana uygun olmayabiliyor. Sen donanımlı bir insansın, bunu açık yüreklilikle söyleyebilirim ki ne kadar kaliteli, akıllı ve disiplinli bir insan olduğun yaptığın postlardan anlaşılıyor. Bu 3 özelliği barındıran insanın da iş hayatında seçilen değil seçici taraf olabileceğine inanıyorum. Kısaca sana başka iş mi yok diyorum Gizemcim:)))

    YanıtlayınSil
  60. Canım, bitanem, çiçe burnunda yeni gelinim.. evlenince zaten insan pek çok sorumluluk altına giriyor, yemek, bulaşık, çamaşır, ütü, vs gibi.. Birde bu tarz bir işyerind eçalışıyor olmak, bu sorumlulukları adeta sorun haline getiriyor..
    Yazında asla bir art niyet, yada aman sendee Giz demedim, dememde.. Çünkü her ne kadar uzak olsakta ben seni çok yakın hissediyorum.. Bende 10 saat çalışıyorum, c.teside 4e kadar calısıyorum, çoğu zaman şikayetçide oluyorum ama en azından geç kağıdı alma durumum olmuyor, yada wc ye giderken kart basmıyorum.. Allahım yardımcın olsun meleğim, hakkında hayırlı olana karar vermeni diliyorum.. senide çok öpüyorum..

    YanıtlayınSil
  61. Merhaba Giz,
    Bloglarını zevkle takip ediyorum :)
    Hayat bence de yolların, işlerin, koşuşturmaların arasına sıkıştırılan dakikalardan ibaret olmamalı.
    Ben tam hayatımla ilgili bir karar verme aşamasındayken karşıma eşim çıktı ve evlendim. Yaşadığım şehirde çok fazla kurumsal firma bulunmadığı ve sadece çok çok yoğun banka şubelerinde iş bulabileceğim, bu da hiç benim tarzım olmadığı için ilk etapta çalışmamayı tercih ettim. Ama nedense yılda bir kere gördüğüm imsanlara bile bunun açıklamasını yapmak zorunda kaldığım zamanlar oldu :) İnsanlar çoğu kez iş bulamadığım için böyle bir bahane uydurduğumu düşünüp garip tavırlar takındılar :) Halbuki ben evime, eşime ve kendime zaman ayırmak istiyordum. Sabah koşuşturmayla evden çıkıp, yine aynı koşuşturmayla eve gelip, ev işlerine yetişemeyip sinir olmaktan, kendimi yıpratmaktansa bana uygun bir şeyler bulana kadar beklemeyi tercih ettim. Ancak senin de dediğin gibi, okuldan mezun olduğun anda ailenden olmasa bile çevreden baskı başlıyor, bazen bütün kadınların çalışması gerektiği gibi bir düşünce ne zaman topluma yerleşti diye düşünmeden edemiyorum.
    Çalışmak elbette standartları yükselten bir şey, ama önemli olan kendini geliştirebileceğin, yerinde saymayacağın bir işte çalışmak bana göre. Ben de kendi şartlarıma uygun bir işi evden yürütme imkanı buldum. Tabii bu da bazen "Olsun, en azından oyalanıyorsun" gibi cevaplara neden oluyor :)
    Çok uzattım ama demek istediğim, her zaman daha iyisi vardır. Daha iyisi her zaman toplumda kabul görülen "daha iyi" kavramına uygun olmayabilir. Önemli olan senin mutlu olman, sevgiler :)

    YanıtlayınSil
  62. Sohbet kıvamında yazdığın için bende senin ne hissettiğini iyi anladığım için ve sürekli yazıştığımız için sana açılıyorum :)

    Bazı nedenlerden dolayı üniversite konusunu elime yüzüme bulaştırdım ve istemediğim bir bölüm olan muhasebeciliği okurken ilk yılı bitirmeme rağmen hayır bu olmamalı diye okulu bıraktım. Söylediğin gibi hayatımı kendim seçmeliydim. Kendi kendime öğrendiğim photoshop ve babadan gelen birazcık çizim yeteneği ile grafiker olmak istiyordum !! Okul için vaktim yoktu zaten bir sürü aksilik olmuştu ve vaktim geçmişti. Türkiyenin en iyi akademilerinden birinde grafikerlik eğitimime başladım en kısa zamanda staja başladım kurstan sonra işe gittim. Haftanın 3 günü gitmem gerekirken ben her iş günü gittim. Sonra muhasebeyi yıktılar üstüme, sonra bulaşıkları, sonra market işlerini, sonra çay kahve servisini, sonra toplantıları, sonra telefonları derken sonunda grafik işlerine gelebilmiştim :) Sadece sabrederek insanların beni kullanıp itmesine izin verdim çünkü bu işi adam gibi öğrenmek istiyordum !! Bütün tempoyu düşünürsen gün içinde oturmadığımı tahmin edebilirsin. Öyle kıytırık bir ajanstada çalışmıyorum. İstanbul'un önde gelenlerinde hemde ! Sigortam yok karın tokluğuna resmen giderleri çıkartırsan cebime 200 lira kalacak kadar geri kalanı hala ailemden yiyerek resmen! Üstüne ofiste olan diğer grafiker patronun metresi olunca tahmin edersinki torpil büyük yerden ve benim için her iş nimet kıvamında. Kızın alışveriş ve bir çok giderinin faturalarını işlerken, sanki oranın ayak işlerini yapma mecburiyetim varmış gibi diğer çalışanlardan emirler yağıp küçümserlerken ben inatla devam ettim. Bir çok mezundan daha bilgili, ve ciddi referanslar edinerek artık bu işe bir yerde dur dedim ve ayrıldım. Şimdi grafikerlik yaptığın işe bakarken benden daha az bilgili ve pek fazla yeteneği olmayan kişilerin diploması var diye özellikle 2 yıllık ve ite kaka baba parasıyla okumuş olanlara söylüyorum onlara bir şans verilip iş görüşmelerine çağırılabiliyor. Hani iş görüşmesine gitsem referanslarım ile bir yere gireceğimden eminim. Kendime güveniyorum yani ! Herneyse o şansı diğerleri vermiyor bana bla bla bla... Yani şimdi çalışmaya bile cesaretim kalmadı :) Uyku denilince seni çok iyi anlıyorum erken kalkmak ruhumu teslim etmek gibidir :))

    Evet güzel bir işin var ama seni yıpratıyorsa, eşine vakit ayırmanı engelliyorsa çokta önemli olmadığını düşünüyorum. Özellikle o bilinçli bir şekilde seni yıpratan insanlar için !! Güzelsin, fıstık gibisin, güzel giyiniyorsun, stilin var ve seni bariz çekemiyorlar !

    Tatlım ya güzel bir şekilde kendin için sabredeceksin ve istediğin bir işin olduğu için mutlu olcaksın eğer seni mutsuz ediyorsa vazgeçeceksin. O güzel yüzünü soldurmana değmeyecektir.

    Ben senin yerinde olsam yine aynı yaptığımı yapar işime asılırdım. İşinde olan başarınla ağızlarının payını verirdim zaten eminim çokta başarılı olacaksın ve hepsi sana dönüp gizeeeem seni sevioruz moduna geçecekler sen bunlarada inanma sakın tilki bu insanlar tilkiiii iş ortamında gerçek dost çok azdır ona eminim :)

    YanıtlayınSil
  63. Dear Gizemim, oncelikle ben akillisi senin bu gizli terasi hic takibe almamisim niyeyse. salakligima doymiyim. aralarda bunu update yapiosunda hep diger blogdasin die dusunuorum. olsun gec olsun guc olmasin. hemen takibe aldim hayatim. ve de su yazini okurken kendimi gordum oyuzden soyle guzel babacan bir yorum yazayim dedim. gerci sen bunu gecen hafta post yapmissin ama olsun ben yinede yaziyim. seni cok cok cok iyi anliyorum bitanem. ayni seyleri bende yaklasik 1bucuk sene kadar yasadim. full time isim full time okulum ve yeni evliligim resmen birbirine karismis durumdaydi. resmen esimi belki gunde yarim saat zor goruodum. birde okul disinda calisman gerekn dersler var dusun. enerjim sifirdi kahveler tutuodu beni ayakta. ama sirf fiziksel enerji degil beynim yorgundu surekli. isde inanilmaz performansim dusuordu yorgunluktan ve sinirden. sinavlarima yeteri kdr calisamiyordum. bi de yeni blogda actigim zmnlar dusun. birak baska bloglari gezmeyi kendiminkine zar zor bakabiliyordum. tabii vucut bi yerde iflas ediyor. bende 1 bucuk senenin sonunda isi biraktim. tek carem buydu cunku herkesin bi dayanma gucu var. sana isi birak diye demiyorum asla ama enerjini bu kdr yiyip bitiren birseyin donusu seni tatmin etmeli. o isten cok zevk almali her saniyesini yasamalisin ki harcadigin o 10 12 saatin degsin her gun. ha zevk almasanda yaparsin tabiki ama o trafik seni cok yipratiyor olabilir. zaten emin ol sen su an karar vermesen de hersey zamanla olmasi gerektigi gibi gelisiyor. eminim bi cikis yolu bulucaksin. icini ferah tutmaya calis ve sen gercekten ne istiyorsan onu yap. baskalari icin asla yasama (ay bu nerden cikti bende bilmiyorum ama uygun bi cumle oldu yazima) seni cok seviyorumm bitanemm opuyorum gidip diger yazilarini okucam birazzzz

    YanıtlayınSil
  64. Gizemcim seni çok iyi anlıyorum.çok güzel izah etmmişsin durumunu çok içten.Yorumları okuyunca gördümki herkes bir şekilde geçmiş bu zamanlardan herkes zorluk yaşamış ve yaşamaya devam ediyor.

    Benim durumum sana göre daha zor.
    Sırf iş ve kariyer için 1 yıllık evli iken evimden eşimden 1 buçuk saat uzaklıkta bir şehirde işe başladım.Ev tuttum ve haftada sadece 2 gün evime gidiyorum ve eşimle görüşüyoruz.Tayin yaptırmak umuduyla başladım ama olmadı ve galiba olmayacak:( bir yılı geçti bu durumdayım.
    Sende zorlanıyorsun ama en azından akşamları evindesin ve eşinlesin.
    Bu konuda teselli bulabilirsin :)

    İş için değer mi değmez mi bilmiyorum ama şimdiden 1 yılımı yazık ettim diye düşünüyorum.

    Umarım herşey istediğin şekilde olur.
    Sevgiler.

    YanıtlayınSil
  65. Miss Red, söylediğin her cümleye yürekten katılıyorum. İlk profesyonel iş tecrübem olması bu title’ı tam olarak almak istemem bir yana yitirildikten sonra yerine gelmeyecek şeyler var. Şu anda eşim oldukça destek oluyor bana ama sürekliliği halinde durumumuz nasıl olur bilemiyorum. Senin Cuma yazını okudum ve inan bu duruma çok üzüldüm, tüm bu duruma ek olarak annesini bütün gün özlemiş bir bebek var. Çalışmak için mi yaşıyoruz yoksa yaşamak için mi çalışıyoruz sorgulamasına ben de geldim. Benim kendime daha fazla inanmam lazımmıi bu yazıdan sonra onu fark ettim. Güzel sözlerinin de bunda payı büyük. Hep o kadar alışmışım ki iş dünyasında seçilen olmaya, benim seçme hakkın var düşüncesini zihnimde yeşertememek buralara kadar sürüklemiş beni. Şimdi kendi seçeceğim bir iş düşlüyorum, hayatımızın kontrolünü bir anda elimize alamasak da zihnen kendimi yeni bir yöne doğru götürerek içsel olarak o tarafa doğru yol almak amacım :) Bana cesaret veren güzel sözlerin ve içtenlikle paylaştığın hikayen için çok ama çok teşekkür ederim :)

    YanıtlayınSil
  66. Pembe Esinti’m, canım benim o yakınlığın karşılıklı olduğunu bilmeni istiyorum. Yazının başlangıcında kullandığın hitaplar bile o kadar içten ve sevgi dolu ki üzerinde yatıştırıcı etkisi var inan :) Günde 10 saat çalışmak bir de buna ek olarak Cumartesi çalışmak olur şey değil, neden diyorum sadece?! İşyerleri iflas mı edecek acaba haftada 5 gün 9 saat çalıştırsalar? Yine bu saatleri daha özgür geçirmen de bir nimet ama dilerim Allah hepimize sevdiklerimize daha çok vakit ayırabileceğimiz işler verir inşallah. Benim son zamanlardaki en büyük duam bu bi tanem…

    YanıtlayınSil
  67. Günlük haller, seni o kadar iyi anlıyorum ki! Ben de evlenmeden önce kadroya bir türlü alınamadığım için çıktığım işime neden devam etmediğime dair tepkiler almıştım. Ev kızı olma isteği ya da tembellik yakıştırmalarını bile hissediyordum ancak bir yere bağlanmayacak bir işte çalışmak uğruna sevdiğim insanla hayatımı birleştirdiğim o ilk ayları neden, ne için yaşamayacaktım doyasıya? Evlilik öncesi 1 ay ve sonrasında 2 ay benim için rüya gibi geçti. 50 kere dönsem geriye yine aynı kararı veririm. Bu sefer şimdiki işimde memnuniyetsizlikler baş gösterince işten kaçan, evde oturmak isteyen, boşa mı o kadar okumuş olan insan oluverdim. Ben de hayret ediyorum ne zamandır toplulumuzda kadının çalışması bir zorunluluk halini aldı? Biz zaten evde oturmak istemiyoruz ama çalışmak adına ıkınarak bir insanın mutluluğundan feragat ettirilerek yollara düşmesini aklım almıyor! Senin de dediğin gibi ben kendimi geliştiremedikten sonra dostlar alışverişte görsün diyerek her gün onca yolu neden gideyim? Benim de bir alternatifim var ama insanlar ona da “en azından oyalanıyorsun” tepkisi verebilir :) sanırım biraz bencil olmalıyız, insanların ne dediğine ne yazık ki kulak asıyorum ama bu hayatıma dair alacağım kararlara şekil verecek derecede dramatikleşirse ben de aynı ölçüde etkili bir aksiyon alacağım. Yine sana katılıyorum, daha iyi ama kime göre? Ben evime yakın dışarıdan daha az prestijli bir yerde çalışırken daha mutluysam bu kime göre daha kötü olabilir? Zihnimi okumuşçasına yazılmış bu içten yorum için çok ama çok teşekkür ederim, her iki blogumu da takip ettiğini bilmek çok çok mutlu etti beni. Dilerim çok çok mutlu olduğumuz işlerde bizim için, kendimize göre, “en iyisi” olacak şekilde çalışırız. Sevgiler canım..

    YanıtlayınSil
  68. Gizem'cim en iyisi işine yakın bir yere taşınman sanırım. Tabi Dehan'ın durumunu bilmiyorum.. Nerede çalıştığını öğrenince tam da Gizem'e göre bir pozisyon ve tam da Gizem'e göre bir firma dedim:) Orada çok güzel şeyler başaracağına eminim. Ama oturduğun yerden ayrılamıyorsan, sen her yerde üretken olabilirsin. Yeter ki iste:)

    YanıtlayınSil
  69. Buett’im yazını okurken çok yerde kendimi buldum, bir kez daha yalnız olmadığımı gördüm ve içten sözlerinle daha da güçlü hissettim kendimi. Senin içinde bulunduğun durum daha da zormuş bi tanem, yeni bir ülkenin dili kültürüne adapte olmanın yanında evlilik gibi bir düzen değişikliği, okul ve iş!!! Yine 1,5 sene çok çok iyi dayanmışsın tatlım, insanı sinirsel, fiziksel ve ruhsal olarak çok yıpratan bir duruma. Bir çıkış yolu bulacağıma ben de inanıyorum kuzum, sadece biraz zamana ihtiyacım var. Hayatı başkaları için yaşamamak da aslında yazıya cuk oturuyor. İnsanın var olan düzeni değiştirememesinde bu da bir etken. İnsanlar ne der diye düşünmek elini kolunu bağlıyor çoğu zaman. Ben eminim bu işten çıksam oh diyecek ve başarısız olsam sevinecek (blog dünyası dışından beni tanıyan) insanlar da var. Ama hiçbiri umrumda değil. Küçük dünyalarında bu kadar uzun zamandır bir yer kaplıyor olmamı bile umursamıyorum ve bu hayatı sadece kendim için, yaşayacağım diyorum. İçten sözlerin için çok çok teşekkür ederim canım benim, artık gelsen de buralara güzel yüzünü görsek keşke, kocamaaan öpüyorum seni :)))

    YanıtlayınSil
  70. Oveg’cim durumunu okuyunca inan çok üzüldüm, evet en azından akşamları eve gidiyorum ama kendi durumuma bile sevinemedim :( yeni evli bir insanın eşinden bu şekilde ayrı bırakacak şekilde çalıştırmak insafsızlık resmen!! Tayin demişsin, dilekçe vermişsinizdir muhakkak ama daha başka yapılacak bir şey yok mu? İş Kanunu’nda bile evlilik sonrası ilk yıl işten sebep belirtmeden eşim istemiyor diye ayrılabilme hakkı varken aynı kanun neden iş yeri eve bu kadar uzak olunca saygı duyup da tayini gerçekleştirmiyor? Dilerim en kısa zamanda bu duruma bir çözüm gelir, o zaman geçen 1 sene için bekledim ama değdi diyebilirsin, şimdi evliliğin en güzel o ilk aylarını boşa geçirmiş gibi hissetmeni çok iyi anlıyorum çünkü ben bile buna yakın hissediyorum canım.

    YanıtlayınSil
  71. Gözde’cim Dehan’ın işyeri caddedeyken ve aylarca emek vererek bir evi ortaya çıkarmışken hadi kalk Bomonti’ye taşınıyoruz desem nasıl tepki verir merak ediyorum. Hem böyle bir şey talep etsem ve kabul etse bile bu sefer aynı eziyeti her gün o çekecek ki bu kadar bencil olamam. Moda olunca ben de aynı şeyleri hissetmiş ve tam bana göre bir iş demiştim :) ama şartlar oldukça zorlayıcı olunca ve fmcg sektöründen çıkıp tekstile girince marketing’in daha farklı uygulandığını görünce bu ruh haline girdim. Tekstilde marketing de iyi, kötü demiyorum ama farklı bir olay benim competitive yapıma fmcg daha çok uyuyor, e haliyle zorlayan koşullara bu da eklenince mutsuzluk kaçınılmaz oluyor. Mevzu da bu zaten, sürekli üretken olma ve gelişme yeni şeyler yapma isteği, belli kalıplar içinde duvarlara çarpınca uzun vadede körelmektense oyunu kendi kurallarıma göre baştan yazmaya razıyım canım. Bakalım, ben fmcg’den kopamam diyor süprizlere şimdiden açık olmanızı istiyorum sizden ;))

    YanıtlayınSil
  72. canım benim gercekten içindeki iyilik hoşgörü yüzüne yansıyor sen asla kimse ile anlaşamayan yada kötü niyetli düşünen birisi olamassın, iş yerinde söylenen sözlere anlam veremedim cok sacmalamışlar iyiyse görüşmeye devam etsin kendileri önceki kızdan sanane tanımıyorsunki tanımayada fırsatın olmicak :) yani 1 kere söz edilir anlarım ama tekrarlamak aynı şeyleri üzücü , iş yerin gercekten cok sıkıymış :( yani molalar dk lı giriş cıkısta gec kartı falan gercekten zormuş :( arada bende gec kalıyorum mesela ama kimse bisi demiyor, cok sıkıcı bi durum :( benim işimde 6 gün 1 gün tatilim var :S ve 8,30 aksam 6, 30 10 saat :) ama adana trafigi sizin ora gibi degil :) o konuda cok şanslıyız.
    evlilik ve ev işleri aynen benim başımda :P yani canım seni çok iyi anlıyorum keske daha iyi sartlar olsa :(

    YanıtlayınSil