Gün Işığında İnsanlar

                                                   
Bir kedi atlıyor kaldırımdan, gün daha ışımamış. Serin kaldırım taşlarında gecenin ayazı sürüyor hala. Sessizlikte çıt çıkmıyor. Aceleci ayak sesleri kaldırımları istila etmeden önce son krallık saatlerini yaşıyorlar adeta. Cadde loş, puslu uzanıyor çarşılık boyunca. Gri kaldırımların üzerinde sırasıyla bankalar, büfeler, yemek yerleri, fırın ve telefoncular boncuk gibi dizilmiş. Uykusu gözlerinde duran çapaklı bir büfeci gazeteleri diziyor esneyerek. Zamansız bir aralıkta gün ışımaya başlıyor, siyah beyaz ağaçlar, arabalar renkleniyor yavaşça. Bankalar açılıyor teker teker, bir tanesinin önünde ip gibi uzayan maaş kuyruğu oluşmuş bile. Arabalar geçmeye başlıyor yoldan, asfaltta duyulan tekerlek seslerine kornalar eşlik ediyor.  Bir oyunun başlaması gibi türlü çeşit insan beliriyor sahnede, herkes rolünü iyi çalışmış seri hareket ediyor.
Koşarcasına adımlarla bir yere yetişmeye çalışan genç bir kız aynalı banka camının önünde aniden durup kendine bakıyor. Gözlerinde hayranlık, içeriden görülmeyi umursamıyor. Saçlarını düzeltip yoluna devam ederken uzun boylu güvenlik görevlisi homurdanıyor ağzının içinde. ‘Burası ayna sanki, cırk cırk cırk…’ Söylenmesi bitince, karşıda uzun kuyruklu bankanın bodur güvenlik görevlisine selam veriyor. ‘Günaydın kurban’. Aynı sözlerle cevap veriyor beriki.
Gişe görevlisi kızlar yeni açılan bankaya geliyor sırayla, ‘Günaydın’ diyerek içeri giriyorlar, kiminin elinde fırından aldığı sıcak poğaça kimininse öğle yemeği için sefertası var.  Paltolarını çıkarıp gişeye geçiyorlar isteksiz. Uzun, bıçkın güvenlik görevlisi en sona yerleşen kıza göz ucuyla bakıyor. Onunki. Kızın haberi olmasa da sahipleniyor içinden, gün boyu takip ediyor gişesine gelenleri.
Kaldırımın iki yanı da doluyor arabalarla, sarı siyah formalı bir kahya gelen arabalara fiş kesip park etmeleri için komutlar veriyor gerinerek. ‘Sağ yap, geri gel topla topla toplaaa’. Eliyle ‘Dur’ işareti yaparken çok ciddi. Uç uca eklenmiş arabalar balık istifi, cadde boyu uzanıyor.
Kuyruktaki insanlar sabırsız, huzursuz. Ellerinde kağıtlarla yellenenler de var oflayıp puflayanlar da. Sıra çok yavaş ilerliyor, hatta duruyor birden. Bir uğultu başlıyor kuyrukta. Bekleyenlerin yapacak başka işleri de var, tüm gün bekleyemezler ya. ‘Daha telefon, elektrik, su faturasını yatıracağım hele maaşımı alayım’ diyor gri bıyıklı kuru erik gibi buruşuk bir amca sıkıntıyla. Sıranın başındaki kadının kartı bankamatiğe sıkışmış. Yanındakiler yardım etmeye çalışıyor ama nafile. Kadın önce söylenmeye sonra çırpınarak avaz avaz bağırmaya başlıyor. Garip bir yardım çağrısı bu. Sokaktan geçerken sesi duyup bakıyor insanlar merakla, dükkan sahiplerinden çıkıp izleyenler de var ilgiyle. Bodur güvenlikçi telaşlı adımlarda yaklaşıp bilir kişi edasıyla  müdahale ediyor, neyse ki olay çok büyümeden halloluyor. Sıra ilerlemeye başlıyor yeniden.
Büfecinin başı da kalabalık su, sigara, gazete satarken para üstü yetiştiremiyor. Her gün gördüğü yüzlerle selamlaşıyor, kimileriyle sohbet de ediyor havadan sudan. Günün en verimli saati. Birkaç saata gelir çırak kıvrılırım şurada diye geçiriyor içinden, uykusu inatla terk etmiyor onu. Kaldırıp elini bir çay söylüyor kendine.
Orta yaşlı süslü bir kadın küçücük arabasını beceriksizce park etmeye çalışırken kahya, güvenlik görevlisiyle çeneye dalmış, görmüyor.  Kadın arkadan gelen arabaların paniğiyle bir ileri bir geri giderken ayağı gaza fazla basıyor ve arkasındaki arabaya tutanakta belirteceği üzere ‘hafifçe dokunuyor’.  Aniden çalmaya başlayan çılgın kornalarla yerinden sıçrayan kahya arkasını döner dönmez koşmaya başlıyor, kuyruktaki insanlar meraklı gözlerle izliyor, onlara da eğlence çıkıyor. Kazanın öncesine nazaran daha az sıkılıyorlar. Henüz içeri girmiş dükkan sahipleri tekrar kapının ağzına toplanıyor, büfeci de uzaktan tek kaşını kaldırmış bakıyor çayını höpürdetirken.
Uzun boylu güvenlik görevlisi kaza yerine ilk koşanlardan. Dikkatlice her ayrıntıyı inceledikten sonra bankaya geri dönüyor, soran kızlara ‘Yok bir şey acemi kadın sürücü’ diyor sırıtarak. Gülünce diş etleri gözüküyor.  Kızlar işlerine devam ediyorlar kafalarını kaldırmadan. Bankaya ardı ardına insanlar geliyor. Gişelerin önünde duran bank doluyor. Kızlar şimdiden bezgin. Kafası kabak ucuz giyimli bir adam dalıyor içeri, ayakta durup camdan kazaya bakıyor sırasını beklerken. Bankta bir anne kız oturmuş konuşuyorlar aralarında. Anne gişenin sonundaki kızı gösterip ‘ Abine beğeniyorum bu kızı pek güzel’ diyor neşeyle. Kız da süzüyor son gişeyi ‘ Güzelmiş’ diyor lütfeder gibi, bir kusur bulacak bakışlarından belli. Yanlarında yaşlı sayılabilecek bir kadın sürekli elindeki fişe bakıp sırasının gelmesini bekliyor. Bankanın müdürü olduğu yürüyüşündeki çalımdan belli olan kalem etekli bir kadın topuklarını yere vura vura sinirli adımlarla elinde kahve fincanıyla oradan oraya dolaşıyor.  Genç kız başıyla annesine işaret ediyor. ‘Aman onun yaşı geçmiş’ diyor kadın çekinmeden. Gözlerini büyüten kızına  ‘duymaz duymaz merak etme’  diyerek sırasına ne kadar kaldığını görmek için kırmızı ışıklı panoya bakıyor gözlerini kısarak. Yaşlıca bir kadın iyice sarındığı atkısının altından bir kabuğundan çıkan bir kaplumbağa edası ile uzanıp ‘Kızınız mı?’ diyor anneye, ‘Aynı siz’. ‘Evet’ diyor anne gururla, ‘Gençliğime benzer asıl’. Yaşlı kadın bu sefer genç kıza dönerek ‘Okuyor musun kızım?’ diyor aşırı bir sevecenlikle. ‘Okuyorum ’ diye yanıtlıyor kız, peşinden gelen soruyu kestirerek ‘ Son sınıftayım, mimarlıkta’ diye ekliyor. ‘Aman pek güzel, maşallah maşallah’ diyen yaşlı kadın tam kendi torunlarından bahsetmek üzere hevesle ağzını açtığı anda kırmızı panoda numarası yanıyor ve söylemek üzere oldukları yerine ‘İyi günler’ deyip ayaklarını sürüyerek gişeye doğru yürüyor. Aynı sırada bankanın kapısı açılıyor ve üzerinde beyaz bir önlükle dönerci çırağı bir oğlan, hemen arkasından da çok uzun, dal gibi ince, dar omuzlu bir adam giriyor. Yürüyen bir ağaca benzeyen genç adamın uzun bacakları, her adımında kıvrılırken dizlerine değiyor gibi gözüken kolları gelişi güzel sallanıyor. Kapının açılmasıyla dışarıdaki kalabalığın azalan sesi doluyor içeri. Bankadaki başlar önce dışarı sonra aşırı uzun adama çevriliyor. ‘Şuna bak sırık gibi’ diye fısıldıyor anne kızına. Kız sesinin duyulmasından korkarak cevap vermiyor.  Dönerci çırağı oğlanın ardından kredi kartıyla gişe numarası alıyor. Camdan dışarı bakmayı bırakan kel adam  gri ceketini buruşturacak şekilde kolunu kaldırıp saatine bakıyor ve hala sıranın kendisine gelmemiş olmasına sinirli oflayarak ışıklı panoya dikiyor gözlerini. Sıradaki o. Yeni bir numara yanıyor kırmızı rakamlarla. Tam gişeye doğru hamlediyor ki kendi numarası olmadığını fark ediyor birden. Sıçrayışı havada yarım kalmış bir çekirge gibi gişeyle bank arasında kalıyor. Uzun boylu adam eğile eğile yürüyor gişeye. ‘Hanfendi sıra benimdi, bu bey benden sonra geldi’ diye bağırınıyor gişedeki kıza. ‘Yapabilecek bir şeyimiz yok beyfendi numaraları biz belirlemiyoruz, kredi kartıyla alınan fişlere öncelik tanınıyor’ diyor kız sorumluluğu üzerinden atmak istercesine. Anne tekrar kızının kulağına eğilip ‘Yalan söylüyor numaraları onlar belirliyor gişedeki bir kız anlarmıştı bana’ diye fısıldıyor hayatın sırrını verircesine önemli bir şey söyler gibi.
En baştaki kızın gişesi çok ağır ilerliyor. Hata yapmaktan korkar gibi bir hali var çelimsiz, soluk yüzlü kızın. Geçen ay kasadan verdiği açık maaşından kesildikten sonra böyle ürkek oluyor. Yeni yanan numarayla anne yerinden kalkıp gişeye doğru yürüyor. Kapıdan yeni giren hamile kadın bankanın ortasına doğuracak gibi hantal adımlarla eli karnında ilerliyor. Güvenlik görevlisi fiş alıp uzatıyor kadına ‘Buyrun’. Kadın kendisine teşekkür ederken bıyık altından sondaki gişeye bakıyor, gülümseyerek ‘Rica ederim’ diyor. Ne kadar iyi yürekli olduğunu görsün istiyor onunki. Uzun boylu adamla meşgul kız başını kaldırmadan çalışıyor. Ortadaki gişede balık eti, siyah saçlı, cildi bozuk bir kız var. Şimdiden ayakları ayakkabılarının içinde şişmiş. Kimse görmeden havalandırmak için çıkarıyor usulca. Şu kalabalık dağılsa da sigara molasına gitsem diye geçiriyor içinden. Nafile. Kapı kapanır kapanmaz açılıyor ve yeni insanlar giriyor içeriye. Her kapının açılışında yandaki pastaneden simit kokusu geliyor burnuna. Çay, simit, sigara istiyor canı. Az önce bağrınan kabak kafalı adam onun gişesine düşüyor, sinirli sinirli uzatırken elindekileri, kız derin bir nefes alıyor. Burnuna soktuğu evraklara ters ters bakıp ‘Beyfendi henüz numaranız yanmadı panoda sıranızı bekleyin’ derken eliyle sıra düğmesine basıyor ve numara o anda yanıyor. Adan beklediği tüm dakikaların hırsını gişedeki kızdan çıkarmak istercesine ‘böyle saygısızlık görmedim, çekicem tüm paramı hesabımı hazırlayın’ diye ortalığı ayağa kaldırırken kırıtmayı bir kenara bırakıp hızlı adımlarla yanına gelen müdire adamı sakinleştirmeye çalışıyor. ‘Siz yanlış anlamışsınız, sıra beklemenize gerek bile yok bundan sonra direk benim yanıma gelin lütfen’ .Kelimeleri üstüne basa basa kibarca söylemesinden ucuz giyimli kabağın kabarık bir hesabı olduğu anlaşılıyor. İşi biten anne eliyle kızına işaret ediyor, kız oturduğu yerden kalkıp kapıdan çıkarken büfeci çırağı elinde sıra numarasıyla yerine oturuyor. Sırık adam hala son gişede, kıza gülerek bir şeyler söylüyor. Güvenlikçi bozuluyor uzaktan, ‘Tövbe tövbee’ diyerek dışarı çıkıyor aklını dağıtmak için. Yolun karşısındaki kaza için polis gelmiş, tutanak tutuluyor. Kazazede kadın ağlamaklı, vurduğu arabanın sahibi ise öfkeli. ‘Bir de bu çıktı başıma ‘diyor kadına kızgın gözlerle bakarak. Kadın kocasını arıyor ikide bir. Şaşkın ve çaresiz. Maaş kuyruğundaki insanlar değişmiş ama duyulan merak kalıcı. Yeni bekleyenler de olanları aynı ilgiyle  izliyor. Aralarında olay hakkında konuşmak için ahbaplık kuran bile var. Karşıdan karşıya geçen güzel yüzlü bir çocuk yolun ortasında gördüğü kıza ışıltılı gözlerle bakıp gülümsüyor, kız da gülümsüyor çocuğa yanından geçerken, tanır gibi, elinde olmadan.
Parlak gün ışığında insanlar, insanca duygularla değiyorlar birbirlerinin dünyalarına. Telaşlı. Sabırsız. Huzursuz. Ürkek. Bıkkın. Meraklı. Attıkları düğümleri çözerken öylece bırakıyorlar kendilerini hayatın akışına.


 Giz

CONVERSATION

24 comments:

  1. Tam hayatın içinden bir hikaye,belki de hikaye değil senin gözlemin,eğer öyleyse gözlemini kelimelere dökmeyi ne kadar iyi becermişsin..İlk satırlar, saatler geri alınmadan önceki beni hatırlattı bana,bir tek kuş cıvıltıları ve horoz sesi eksik yazıda :) ben de gün ışımamışken kalkıyordum daha doğrusu gün ışımamış oluyordu ben kalktığımda..
    Eşim tarafından kız kardeşim de bankacı,aynen bu yazdıklarını yaşıyor,gerçi o gişede değil ama yine de müşterisi hiç bitmiyor..çile aynı çile..bankacılığın cidden zor olduğunu söylüyorlar..ellerine sağlık..en son paragraftaki cümleler çok içime dokundu..
    Hem güzelsin hem eğitimli, beyninin hem sağ tarafı çalışıyor hem sol,hem okuyorsun hem geziyorsun hem eğleniyorsun hem zevk sahibisin,tam multifunctional!! hayran olmamak mümkün değil,herşeyin çok ucuzladığı,kalitesini yitirdiği,sığlaştığı milenyum yıllarında hala senin gibilerine rastlamak çok umutlandırıyor beni..iyi varsın Gizem'ciğim..blogla da olsa seni tanıdığıma çok mutluyum..aslında sanal gibi görünen ama bazen reelden daha reel hissettiklerimdensin..
    Sevgiyle kal :)

    YanıtlayınSil
  2. bitanem normalde bu kadar uzun bir yazıyı sıkılıp yarıda bırakırım, ama gizem anlatıyosa kesin bişi vardır, kesin güzeldir diye düşünerek okudum. okudukça taşlar yerine oturdu, okudukça bi film gibi bütün hikaye gözümün önünde şekillendi. bankacı kızlar, kuyrukta homurdanarak bekleyenler, vale, acemi sürücü teyze:) hepsi okadar güzel bi dille anlatılmış, betimlemeler öyle güzel yapılmışki.. eğer bu yazıyı sen yazdıysan, bigün senin kitabını da okuyabiliriz kuşum, hiç sıkılmayacagımdan eminim;) öptüm, sevdim seni tatlı kuş.

    YanıtlayınSil
  3. Fido'cum yorumunu okurken her satırda ayrı bir mutluluk kapladı içimi. Bugüne kadar her anlamda kendimi geliştirmek ve bunu insanlara yansıtmak istedim ama bloglarımdan önce çoğu insan sadece görsel olarak değerlendiriyor, daha doğrusu yargılıyordu. Burada diğer konularda da yargısız, nesnel ve açık yüreklilikle dinleyen, okuyan ve böylesine içten sözlerle geri dönen arkadaşlıklar inan dışarıdakilerden çok daha gerçek. Her şeyden önce bir menfaate dayalı değil, oysa dışarıda çoğu zaman bununla karşılaşıyoruz. Ya da yargısız infaza uğruyoruz. Bu güzel sözlerle beni inanılmaz mutlu ettin. Yazmak benim vazgeçemediğim, daha da üzerine düşmek istediğim bir konu, bu şekilde yüreklendirmelerle daha da güzel satılar yazacağımı düşünüyorum.. Anlattıklarıma gelince, yarı gözlem, yarı kurgu. Benim de kuzenim bankacı, onun anlattıkları ve annemle bankaya gittiğimiz bir günden arda kalanlar :)) İyi ki sen de varsın tatlım, her şeyin sığlaşması gibi verilen emeklerin ve ortaya çıkan işlerinde hoyratça karalandığı, değerinin bilinmediği bu zamanlarda böylesine ince bir şekilde görüp yorumlamak en az görülen şey kadar değerli benim için.. Çok çok teşekkür ediyorum tekrar. Sen de sevgiyle kal canım :)))

    YanıtlayınSil
  4. Gizemc,m eski bir bankacı olarak yazdıklarını tebessüm ederek okudum.çok iyi gözlemlemişsin gerçekten tebrik ederim:))

    YanıtlayınSil
  5. Senin kalemini çok seviyorum.. Okadar güzel birbirini tamamlayan daha önce hiç biryerde görmediğim kelimeleri birbirine bağlama yeteneğin var ki, buna hayran kalıyorum.. Bence yazmak sana çok yakışıyor.. Seni okumak, senin gözünle bakmakta bizlere yakışıyor.. Yazıların okadar güzelki hiç sıkılmadan sona getiriyor beni ki sıkılgan ruh halim vardır.. Sürekli aynı şeyde kalamam ama sende bir ömür kalabilirim :) Ben sana hep söylüyorum ya sen ben gibisin.. Ve insanın kendi gibi olan birini görebilmesi kadar güzel bir duygu yok.. Çok içten hissediyorum seni.. İyiki varsın sen Gizim..

    YanıtlayınSil
  6. Sanıyorum kendi gözlemlerin bebeğim.Herkes yaşadığı olayları bu denli gözlemleyemez ve bırak göçzlemlemeyi dikkat dahie tmez .Bankada kuyruk bekleyenler gibi ben de metroda insanları fazlaca gözlemlerim ve kimi mutlu kimi umutsuz kimi eve geç kalmış azar işitecek kimi evde yalnız gezme derdinde kimisi ağlar saklamaya çalışır kiminin gözünden mutluluk fışkırır...Yani kısa ve öz harika bir gözlemci ve harika bir yorumcusun .Çok beğenerek okudum.Normalde bunaltır bu kadar uzun yazılar beni ama hiç sıkılmadan okudum çok güzel ;)

    YanıtlayınSil
  7. ah giz, demek diğer parmağındaki marifette buymuş. yazdıkların herbirimizi anlatıyor ya da herkesin gördüğü rastladığı durumlar. ama bunları böyle duru bir şekilde yazabilmek,olayların arka yüzünü görebilmek ayrı bir yetenek. keyifle okudum..

    YanıtlayınSil
  8. Canim iyi yapilmis gozlemlerin urunu olmus bu oyku. Her satirinda ayri bir ayrinti ve hepsi birbirine inceliklerle baglantili...

    YanıtlayınSil
  9. canım ne kadar da akıcı yazmışsın böyle de bir marifetin olduğunu bilmiyordum eline yüreğine sağlık...

    YanıtlayınSil
  10. Giz'im,o kadar güzel ve yalın bir dille anlatmışsınki biran olsun sıkılmadan,sonraki cümle acaba nasıl gelecek diye okudum.Belki çok sıradan bir hikaye ama anlatımın adeta o anları yaşatır gibiydi.Yazdığın her postta sana teşekkür ediyorum çünkü gerçekten senden çok şey öğreniyorum.çok zevklisin,çok akıllsın,çok güzelsin,çok içtensin,inanıyorumki harika bir eşsin ve mükemmelde bir anne olucaksın.kendini çok güzel yetiştirmişsin ve devam ediyorsun.Ne mutlu banaki blogunu keşfetme şansı buldum ve seni tanıdım .Lütfen hayatı yaşarken bizimle paylaşmayı ihmal etme.. :)

    YanıtlayınSil
  11. Minik kuşum, uzun zamandır elime kalemi alamamış olsam da 17 yaşından beri kısa hikayeler de yazıyorum, bu da severek yazdıklarımdan biriydi, giriş gelişme sonuç olmadan sadece durum üzerine yazılan bu hikayeyi paylaşmak istedim. Beğenin, dahası benim en uç hayalim olan ileride bir kitap yazmaya ithafen söylediklerin beni çok çok mutlu etti tatlım, çok teşekkür ederim :)))

    YanıtlayınSil
  12. Gülümse'cim sadece o bankta oturup yarım saat geçirmek dikkatli bakınca birçok şeyi gözlemleme şansı sunuyor insana :) Beğenmene çok sevindim tatlım :))



    Pembe Esinti'm, bu güzel sözleri hak ediyor muyum gerçekten senin o pamuk kalbinden gelen? :) inan günümü, gecemi güzelleşttirdi yazdıkların bitanem çok ama çok teşekkür ederim. Bu şekilde hissettirebiliyor ve yaşatıyorsam ne mutlu bana, o hissedilen yakınlığın da karşılıklı olduğunu bil kuzum. Sen de iyi ki varsın, hayatımdasın ve dilerim de her zaman da olursun tatlım :))

    YanıtlayınSil
  13. Süslü ve Pembe Dünyam, evet tatlım tamamen kendi gözlemlerim :) insanları izlemek ve dünyalarına açılan aslında zaten aralık olan o kapıdan başımı uzatıp bir saniyelik olsun bakmak çok hoşuma gidiyor. Bana yansıyanları ben de kağıda yansıtıyorum kelimelerle. Beğenin, güzel ve içten sözlerin için çok çok teşekkür ederim canım :)))


    Buket'cim beğenin için çok teşekkür ederim :) yazmak aslında güdük kalan yanım, lise yıllarında okul dergisinde yazarken sonrasında fırsat buldukça, okudukça ve kendi kendime kaldıkça yazabildim. Semih Gümüş'ün 2 ay kadar süren yazım atölyesine katılmıştım, oradan edindiklerimle oturup adam gibi yazamadım henüz inşallah bir gün bunu da yapar, içime sinecek yeni bir hikayeyi de paylaşabilirim sizlerle...

    YanıtlayınSil
  14. Lulu'cum, beğenmene çok sevindim canım :) aynı gözlemleri işyerinde de yapıyorum ancak yazacaklarım zalim olabilir diye henüz tutuyorum kendimi. Yakın zamanda kara mizahi bir hikaye de gelirse şaşırmayın tatlım :))


    Hamide'cim aslında yazın ve edebiyata hep ilgim vardı, kısa hikayelerimi de başta çok yayınladım ama sonra diğer postlardan bir daha sıra gelmedi. Beğenin için çok teşekkürler canım
    ;)

    YanıtlayınSil
  15. Sevda'cım, canım benim o kadar güzel şeyler yazmışsın ki hangi birisine nasıl teşekkür edeyim bilemedim. Kelimeleri iyi kullandığımı söylemişsin ya bi tanem, şu anda kelimelerin bittiği o yerdeyim. Sana bu içten ve beni sonsuz mutlu eden sözler için çok ama çok teşekkür ediyorum, asıl ne mutlu bana ki normalde 40 yılda bir insanın rastlayabileceği bu kadar içten ve sevgilerini hissettiren kişilerle blogum sayesinde tanıştım. Yaşadıkça her hissimi paylaşmaya devam edeceğim tatlım, çok çok seviyorum seni ve de öpüyorum kocaman :))

    YanıtlayınSil
  16. Kisiler, olaylar gozumde canlandi resmen! detaylari bu kadar ince dusunup onlari birbirine baglaman,kelimelerin hersey hersey muthis Gizem'cigim. Yapilan yorumlari da o kadar hakediyorsun ki! seni tanidikca bu kadar cok yeteneginin olmasi ve hepsini o iyi yureginle ifade edisin hayran olunmayacak gibi degil.
    Cok seviyorum ben Giz'li teras i ve is yerin hakkinda ki yazini sabirsizlikla bekliyorum...

    http://newyorkturca.blogspot.com/

    YanıtlayınSil
  17. Kaleminin kuvvetli olmasının yanı sıra ben bir şeyi daha öğrendim senle ilgili.. Dikkatine ve çevreni izleme gücüne hayran kaldım.. En takdir ettiğim insanlardan biridir çevresini dikkatlice dikte edenler.. Sen nasıl da güzel anlatmışsın bir an hikaye sandım sonra yorumlardaki yorumunu görünce sana ait olduğunu anladım.. Bayıldım canım ya maşallah sana , bir sürü güzel özellikleri aynı bedende barındırıyorsun..İyi niyet, güzellik, samimiyet maşallah maşallah maşallah..

    YanıtlayınSil
  18. Giz'im harika bir yazı bu,çok beğendim.Ama çok çabuk bitti devamı olsun istedim doğrusu.Kimbilir belki ilerde senin yazdığın kitapları okuruz canım,ben zaten senin yazdığın tüm yazıları çok beğeniyorum,anlatımın o kadar sürekleyici ve yazdıkların o kadar detaylı ki hemen insanın gözünde canlanıyor okuduğu satırlar.

    YanıtlayınSil
  19. bu hikayeni okurken kendimi dusundum bu kadar detayi acaba hic oturup izleyip ,gözlemledim mi diye :)) ama yok malesef ben cok izlemem insanlari hele birde senin gibi böyle yorumlayarak benzerlikler kurarak keyiflendirmek oldukca guzel bir yetenek :)) cok guzel kisa bir hikaye olmus bencede eline saglik ..

    YanıtlayınSil
  20. Sen ne kadar değerli bir insansın. Senin blogunu her okuduğumda aileni de çok merak ediyorum. Sizi o kadar iyi yetiştirmişler ki sanata ve topluma duyarlı, çok yönlü, donanımlı kısaca örnek insanlarsınız. Umarım benim kızım da sizin gibi olabilir.

    Betimlemelerin, anlatım şeklin ne kadar içten ve doğal. İnan o anı yaşar gibi okudum.

    YanıtlayınSil
  21. New Yor Turca, çok çok teşekkür ederim beni inanılmaz mutlu eden bu sözler için :))) beni bu şekilde görüyor olman ve yazdıklarımı yorumlayışın benim için çok anlamlı. Hikayelerimde çoğunlukla hikayeleştirilmiş gözlem var ve ister istemez dikkat ediyorum insanlara. Günlük hayatta bana bu kadar malzeme verecek bir ortamda bulununca eninde sonunda yazacağım bir hikaye olacak canım :) bu içten yorum için teşekkür ediyor, kocaman öpüyorum seni :)))


    Handan'cım çok teşekkür ederim bu güzel sözler için :) sevdiğim bloggerlardan bunları duymak ve takdir edilmek benim için çok önemli. Hikayede geçenler tam olarak bir günde yaşadıklarım değil, farklı zamanlarda gözüme çarpanların birleşimi, gözlem bazlı hikayeleştirme var yani. Hem yazdıklarımı beğenip hem de nice başka onore edici şeyleri bir arada ifade ettiğin bu içten yorum için çok teşekkür ederim tatlım :) iyi ki varsınız hayatımda...

    YanıtlayınSil
  22. cerenim.com, çok teşekkür ederim beğenin için :))



    Rebel'im çok teşekkür ederim tatlım bu güzel sözler için :) inşallah ileride size daha uzun ve dediğin gibi kitaplaşabilmiş yazılar sunabilirim en büyük hayalim de bu zaten :) beğenin, ifade edişin benim için çok anlamlı canım...

    YanıtlayınSil
  23. E.n.k'cım, ben de başta dikkat etmezdim ama sonra bir dikkat etmeye başlayınca çorap söküğü misali geliyor devamı, sonrasında istemesen de birçok şeyi hatta tüm detayları görürken buluyorum kendimi. Çok teşekkür ederim canım, beğenin benim için çok anlamlı :)))


    Miss Red, hayran olduğum ve kendime örnek aldığım nadir insanlardan birisi olarak senden bunları duymanın benim için ne kadar önemli olduğunu anlatmam için kelimeler kifayetsiz kalıyor. Eminim senin kızın bizden de çok şey bilecek ve donanımlı olacak, beni çok mutlu eden, günümü aydınlatan bu güzel sözler için çok ama çok teşekkür ederim sana :)) iyi ki varsın..

    YanıtlayınSil