Roma Günlükleri 2


Uzun zamandır bu postu neden yapamadığımı sabah resimleri seçerken anladım. 650 tanecik resim çekmiş olmamdan dolayı 100 tanesini seçip post yapmak epey bir zamanımı aldı. Son haftalarda değil post yapmaya kişisel ihtiyaçlarıma vakit ayıramadığımı düşününce Roma’ya gidişimizin üstünden tam 2 ay geçmesi ve benim yeni bir tatile çıkmak üzereyken bu postu yapamazsam bir daha da yapamayacağımı anlamam tetikleyici sebep oldu. Roma’ya gidecek olanlardan araya zaman girmemişçesine postları takip etmelerini önemle rica ediyorum :)
 


Önce Vatikan’la başlayacağız. Herkesin bilet kuyruğunda harcanacak saatler konusunda bizi uyarması sebebi ile otelimziin broşürünü dağıttığı green tour adlı bir tur şirketi ile burayı gezmeye karar verdik. Kişi başı 30 euro ödeniyor ve Vatikan’a ulaşım orada görülen her şeyin detaylı anlatımı, en önemlisi de önceden alınmış biletlerle sırada beklemiyorsunuz. Kısıtlı vaktiniz varsa ve gezerken gördüklerinizin hikayesini dinlemek oraları sizin için daha anlamlı kılıyorsa siz de bu şekilde gezebilirsiniz (bkz aşağıda otobüste Vatikan'a yol alan ben :)).

Vatikan’la ilgili en büyük izlenimim her şeyin son derece şaaşalı oluşu, ince bir işçilikle tüm tavanlar kabartmalar ve resimlerle süslü. Sistine şapeli başlıbaşına muazzam bir yer.

Vatikan’ın avlusu…
 
Girişte önce heykeller karşılıyor bizi. Bu heykel antik Roma’dan kalma en önemli heykellerden birisi olarak addediliyor. Truva savaşında atın içerisinde askerler olduğunu haykıran ve şehre alınmaması için elinden geleni yapan bu sebepten de Yunan Tanrı’ları tarafından yılanlarla cezalandırılan bir kişinin öyküsü..

Burada antik Roma’nın zenginlerinin evlerinde yer alan heykelleri görüyoruz.




Tavanlar hep kubbe şeklinde ve ortası Pantheon’daki gibi delik, ışığı bu şekilde alıyor.

Mozaikler her dönemde olduğu gibi efsaneleri, savaş hikayelerini anlatmak için kullanılan önemli bir sanat biçimi.



Heykellerle dolu, ışığın düşüşüne hayran kaldığım bir oda. Sütunlar kadar kubbe tavanın işlemeleri de çok etkileyici.

Antik Roma heykelleri Vatikan’ın eline geçince tüm heykeller hadım edilerek bir yaprak yardımı ile cinsel organları kapatılmış.

Eski Yunan Tanrı’ları Vatikan koridorları boyunca İsa’ya giden yolda dizi dizi sıralanmıştı.



Gelelim benim en çok sevdiğim şeye, Vatikan ‘ın metrelerce devam eden tavan süslemeleri.  Yürürken önünüze ya da yanınıza değil sadece yukarıya, bu göz alıcı çalışmalara bakmaktan boynunuz ağrıyor :) Tavanlarda yer alan tasvirlerden yakaladığım birkaç kare.
  

 
O kadar detaylı ve özenle yapılmıştı ki bu resimler öndeki renkli figürler kadar arka planda 3D çalışılmış gri görsellik de oldukça hayranlık uyandırıcıydı.


Bu köşe süsü size de 3 boyutlu bir kabartma gibi görünmüyor mu?
Sistine Şapel’ine doğru ilerlerken yakaladığım bir iki kare daha…

  

Şapel'e varmadan önce dev halıların olduğu bir koridordan geçiyorsunuz. Bu halılar yaklaşık 2.5 metre yüksekliğinde ve her biri yine dinen ya da tarihi önemli hikayeleri anlatıyor.
İsa'nın çarmıha gerildikten sonra göğe yükselişi...

Dirilişi...

"Sen de mi Brütüs?" dedirten o meşhur hançerleme sahnesi...
Sistine Şapel’ine girerken tur rehberimiz herkesten sessiz olmasını rica etti. Kutsal sayılan bu yere saygı gösterilmesi için sürekli girişte durup belli aralıklarla kalabalığa (içerisi tıklım tıklım oluyor) “şşşhh” diyor ve kalabalık 30 saniye kadar sessiz kalıp sonra yine mırıltıdan uğultuya giden bir gürültü oluşturuyorlar.  Şapel’e girince sırtınızı verdiğiniz duvarda  Michalengelo’nun “The Last Judgement”ı yer alıyor. Sağ duvarlarda Tevrat’ın hikayeleri birçok farklı kare ile resmedilmiş, sol duvarda ise İncil’in hikayeleri aynı şekilde karşılıklı yer alıyıor. Tavanda da “Genesis” ilk insanın yaratılışından itibaren insanlığın hikayesi yer alıyor.

Tavana baktığımızda fresklerde hepimizin çok iyi bildiği yaratıcının Adem’in parmak ucuna değerek hayat verdiği ilk insanın yaratılışını, daha sonra Havva’nın Adem’in kaburgasından yaratılışını, yasak elmayı yiyerek cennetten kovulmalarını ve bunun gibi birçok İncil’de yer alan anlatıyı kare kare görüyoruz.. Michalengelo İncil’in hikayelerine yer verirken  tavanın yan kısmındaki üçgenler içerisinde de eski Yunan Tanrı’larını resmetmiş sanatçı. 4 sene boyunca tek bir kişiyi Şapel’e sokmadan eğimli bir iskele üzerinde tavanı boyayan sanatçı “sanatıyla evli olduğunu” ifade ederek hiç evlenmemiş. Biz güvercin dolu bir avluda gibi tıkış tıkış bir insan seli içerisinde bu eserleri inceledik, eğer Şapel’de tek bir insan olmasaydı ve tüm eserler aydınlatılmış olarak görülseydi nasıl olur diyorsanız Vatikan’ın sunduğu 3 boyutlu görsellik için buraya tıklayarak tüm freskleri tek tek inceleyebilirsiniz ;)

“Mahşer Günü” adlı eseri tavan süslemelerinden tam 26 sene sonra Sistine Şapel’inin sunak duvarına resmeden sanatçı eseri tam 6 senede bitirmiş. İsa ve Meryem’i ortada güneş gibi bir hare içerisinde görüyoruz. Yukarıda onlara yakın olanlar cennete girecek insanlar.  En allta karanlıklar içerisinde olanlar cehenneme girecek, ikisinin arasında yer alanlar da araf’ta kalmış ne yapacağını bilemeyen kişiler. Michalengelo  esere imzasını atmak için (kilise için yaptığı bir eserin sağ alt köşesine adını yazamayacağından) kendisini İsa’nın  sağ alt köşesinde yer alan derisi yüzülmüş (elinde tutuyor derisini) birisi olarak resmetmiş.
 





Uzun bir süre tavana hipnotize olarak baktıktan sonra daracık merdivenlerden yine süslü işlemelerin bulunduğu bir koridora doğru çıkıyoruz. Aklınızın alabileceği her yere resim yapılmış, tavanlar, duvarlar, kapıların üst kısımları hatta kemerlerin iç kısımları bile canlı renkler ve varaklarla süslenmiş.

Ben en çok melekli freskleri sevdim, gökyüzünde uçuşuyor gibi duran bu güzellikleri ayrı bir özenle fotoğrafladım.


Bazı odalardan geçişte karanlınta kalan iç kubbeler aydınlatılmıştı, ki ölgün ışık altında resimlerin daha da güzel göründüğünü söyleyebilirim.. Aşağıdaki görselde dört bir yandan resme işlenmiş mısır firavunları ne alaka dedirtmiyor mu size de?

Komplo teoricisi olmak gibi bir niyetim yok ancak bir resmin içerisinde aniden karşıma çıkan üzerinde göz olan piramit bana Dan Brown’ın Melekler ve Şeytanlarını anımsattı :)

Çıkışta dönerek uzanan merdiven ve cam tavan..

Vatikan’a kadar gelmişken kilisesini de gezmemek olmaz diyerek meydana doğru yol aldık.


Sütunların üzerinde Papa’lar ve azizlerin heykelleri yer alıyor.

Sırtınızı kiliseye verince karşınıza çıkan manzara, dev sütunların üstünden görünen ağaçlar gerçekten çok hoştu.

Ertesi gün Papa’nın konuşması olacağı için yapının önü plastik sandalyelerle kaplanmıştı.

Girişte Michalengelo’nun ünlü Pieta’sı yer alıyor. 70’li yıllarda bir saldırganın İsa olduğunu iddia ederek esere baltayla saldırması üzerine cam duvarlarla kaplanmış.

Vatikan müzesindeki şaşaalı eserler burada da karşınıza çıkıyor. Dev resimler, işlemeli kubbeler..


 


Ünlü bronz heykel..

Mahşer gününü simgeleyen vitraylı cam..

Kiliseden çıkarken bir kez daha arkamıza bakalım :)
 
Ve merakla görmeyi beklediğim İsviçre’li muhafızlar.. Kıyafetlerinin renkleri sizce de çok güzel değil mi?

Roma’da hemen hemen her yere yürüyerek gidebilirsiniz (siz de bizim gibi bacaklarınız ağrıyana kadar yürümeyi seviyorsanız). Vatikan’dan çıkaran Melekler kalesine doğru yürüdük. Kale gerçekten çok heybetli görünüyordu.


Köprüden geçerken Tiber nehrine selam vererek ara sokaklardan dolana dolana (biraz sürdü yürüyüşümüz ancak gerçekten her yol Roma'ya çıkıyor :p) Pantheon’a çıkan ara sokaklardan "Trattoria Antonio"da akşam yemeğimizi yedik.
 


Bir esnaf lokantası tadında “Antonio’nın Yeri”nde Antonio kırmızı gömleği ile oldukça fiyakalı bir dedeydi :p duvarlarda torunları ile resimleri asılı olan Antonia tüm müşteriler ile birebir oldukça içten bir şekilde ilgileniyordu.

Antonio'nın yerinde mekanı şıklaştırmak için hiçbir ekstra efor sarfedilmemiş. Oldukça doğal, salaş ve samimi bir mekandı. Akmış mumlardan yapılmış şamdanlar oldukça yaratıcı ve güzeldi :)

Ben ortamdan da yediğim ev yapımı makarnadan da oldukça memnun kaldım ancak Dehan’ın risottosu oldukça keskin bir sirke ile tatlandırılmıştı ve kokusu gerçekten korkunçtu. Yan masalardakiler aynı risottoyu afiyetle yediğinden sorunun bizde olduğunu da düşünmedik değil :)

Kapısında kuyruk olan bu ufak, samimi mekanı ben tavsiye ederim ancak trüf mantarlı kremalı papardellasını ve zeytinyağında kızartılmış enginarını en çok!

Kabukları kıtır kıtır olan enginarın kalbi yumuşacıktı ;)  

Ertesi gün Kolezyum’a gitmek üzere otelimizde ayrıldık ve merkeze kadar yürüdük.  Kolezyum’a giden yolda eski Pazar yeri kalıntıları, üzerinde Roma (S.P.Q.R) yazan heykeller turistlere çok hoş bir karşılama sunuyordu. Kolezyum tüm antik güzelliği ile karşınızda yer alınca yüzyıllara meydan okuyan bu yapıya hayranlıkla bakıyorsunuz.
Burada da gördüklerimizi anlamak için girişte kulaklık aldık ancak Vatikan'daki tur kadar verimli değildi, yapının içerisindeki açıklayıcı tabelalardan daha çok şey öğrendiğimi söyleyebilirim.

Kolezyum’un üst kısmı seyircilere ait, erkekler ve sadece hayat kadınları arenada olup bitenleri izleyebilirken asil kadınların izlemesi yasakmış. Bunun sebebi vahşi hayvanlara atılan esirlerin çıplak oluşuymuş.
Arena aslında geride gördüğünüz demir parmaklıklı kısım hizasındaymış. Daha sonra kazılar için tabanı kaldırmışlar ve altından iskelet halinde gördüğünüz oda oda bu yapı ortaya çıkmış.

Üst kata tırmanarak yapıya bir de buradan göz atalım…
Arena’ya çıkarılacak esirler ve vahşi hayvanlar bu odalardaki hücrelerde tutulurmuş. Gladyatörlerin savaşları sabahtan başlarmış. Öğle arasında kalabalığın coşkusunu canlı tutmak için suçlular çıplak ve silahsız olarak vahşi hayvanlara atılırmış. Öğleden sonra gönüllü olarak savaşmak isteyen askerler vahşi hayvanların karşısına silahla çıkarmış ve bahis oynanırmış. Bunun dışında Arena, savaşların canlandırılması, infazların gerçekleştirilmesi gibi amaçlarla da kullanılırmış. Yukarıdan Zafer Tak'ına ve arkasında yer alan Forum'a göz atarak oraya doğru yol almak üzere Kolezyum'u terk ediyoruz...
  
Tak’ın önünde fotoğraf çektirdikten sonra, Forum’a gitmeye çalışırken sağa saparak kaybolduk.
Siz Tak’ın önünden geçerek dümdüz devam edin Forum’a ulaşacaksınız biz yanlış tarif kurbanı olarak sağa saptık 10 dakikalık bir yokuş tırmanışı sonunda bir kilisede bulduk kendimizi. Sonra gerisin geri aşağıya inerek doğru yolu bulduk, o iniş esnasında çektiğim bir kare :)
Forum devasa bir yer, biz kapanışına 45 dakika kala oraya vardığımız için koşturarak gezdik ve son günümüz olduğu için tadı damağımızda kaldı. Siz geniş geniş gezmek için erken bir saatte gelin ve rehber kitabınızdaki açıklamaları okuyarak tadını çıkarın.
Eski stadyum…

Eski kamu binası. O kadar heybetli bir yapı ki, devasa kemerleri ve tavanları Roma’nın antik çağlarda da ne kadar ihtişamlı bir yer olduğunun kanıtı.
İ.S. 4. Yüzyıldan kalma Romulus Tapınağı…

 Vesta Tapınağı… Vesta Bakireleri tapınaktaki kutsal ateşi korumakla görevliydiler. Ateşi koruyamayan bir rahibe kırbaçlanarak topluluktan atılırdı. Bu görevi yerine getirmek için bakire olmak şarttı ve bu yasağı çiğneyen rahibeler diri diri gömülürdü.

Binicilerin koruyucusu Kastor ve Polluks ikiz yıldızlarına ithafen yapılmış Kastor ve Polluks Tapınağı’ndan geriye kalanlar Forum’un en güzel kalıntılarındandı…


Erken Ortaçağ kiliselerinden Santi Luca e Martina…


Septimus Severus Zafer Takı…
 

Sütunları gökyüzünü deliyormuşçasına uzanan Satürn Tapınağı…





Gezimizin bu noktasına kadar geldiyseniz sizleri tebrik ediyorum :) normalde bu kadar uzun yazmamayı tercih ediyorum ancak araya giren 2 aydan da anlaşıldığı üzere Roma postlarını tamamlayamama korkusu ile paylaşmak istediğim tüm detayları bu postta aktardım. Şimdi sıra son öğle yemeğimizde :)


Pantheon’a çıkan ara sokaklardan birisinde yer alan bu "Larcano" adlı mekanda bugüne kadar yediğim en güzel ıstakozlu spaghetti mevcut. Antonio’nun Yeri’ne çok yakın. Bu sokaktaki hediyelik eşyacılar da oldukça keyifli, son gün tüm eksiklerimizi buradan alarak bavulumuza tıkıştırdık.

Açık büfesi de oldukça leziz görünüyordu :)

Dehan’ın pizzası..
 
Dilem’in makarnası..
 
Vee benim müthiş spagettim :)
 
Roma gezimizin sonuna geldik, tek başına El Greco’yu tanıtacağım sonrasında güney tatili postları geliyor olacak :) Sevgiyle kalın…


CONVERSATION

36 comments:

  1. Çook güzel anlatmışın Giz'im, insanın Roma aşkını depreştiren bir post olmuş, ellerine sağlık:)
    Daha nice keyifli çok eğlenceli tatillere işallah o zaman. Amin:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Peki benim Funda aşkımın depreşmesine ne diyeceğiz? :) haftasonu telefonum Funda ismi ile çaldı nasıl kalbim attı pır pır acaba İstanbul'a mı geldiler diye, meğerse başka bir arkadaşımmış defalarca yere düşen ıphone'un azizliğine uğradı. Nice tatillere, bir tanesine de birlikte inşallah canım benim :)

      Sil
  2. Ya okadar güzel bir post olmuski, sanki tekrar mekanlari geziyormusum gibi hissettim resmen, süpersin! Bizde esimle gecen yaz gezmistik roma´yi ve hala bazen o bile özledim romayi diyor, insan gercekten nerde biraz vakit gecirse alisiyor ; )
    Ve foto konusunda okadar haklisinki, bende foto yapmayi cok seviyorum ama esim birak artik su makineyi,romayi ancak kamera´dan görüp döneceksin yoksa diyordu : D

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Viva'm çok teşekkür ederim beğenin için :) elimden geldiğince canlı, renkli bir post hazırlayıp gidenlere, gitmeyenlere yaşatmak istedim o güzel geziyi. Biz de Roma'mız geldi gitsek mi bir daha hemen diyoruz bazen, sonra 3 gün de kalsa insanın nasıl bir yeri böylesine özleyebilmesine şaşıyoruz :) fotosuz olmaz :p gezip görülen yerleri hatırlamak kadar fotoğraflarda görmek de ayrıca çok keyifli oluyor :)

      Sil
  3. 650 fotoğraftan seçmek oldukça zor olmuştur.Tarih sevenler için keyifli bir yer olsa gerek, ama nedense bana çok ürkütücü ve kasvetli geliyor roma. Hiç gitmedim ama fotoğraflardan, filmlerden gördüğüm kadarıyla çok kasvetli bir yere benziyor :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. O dev sütunlar ve eski yapılar eskiden bana da kasvetli gelirdi ama baharda gidince güneşin yumuşak ışığında bambaşka antik bir güzelliğe sahip oluyor şehir, gidersen seveceğine eminim canım :)

      Sil
  4. way canına giz buraları görebildiğin için çok şanslısın :) ben gidebileceğimi hiç düşünmüyorum. Sanırım yolum hiç düşmez :) extra yol çizmekte bizim için düşük bir ihtimal :) Sanırım biz türkiye sınırlarıyla sınırlıyız :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Tatlım neden öyle diyorsun, bir sürü tur oluyor bayramlarda özellikle baharda denk düşürürseniz eşinle eminim çok keyif alırsınız :) bak evren bu şekilde mesaj gönderme kuşum, benim de bu yaşıma kadar gitmek aklımda yoktu olmadığı için de yolum düşmedi. Bu senenin başında yeni 3 yer görmek istiyorum dedim ve cidden bir şekilde olaylar yeni 3 yere yönlendirdi beni, biri tamamen süprizdi :) Türkiye sınırlarıyla değil kendi sınırlarımızla sınırlıyız bi tanem, ben şu an senin gidip buraları görmeni çok çok istiyorum inan...

      Sil
  5. çok güzel anlatmışsın.bende gitme hissi uyandırdın:) fotoğraflar da çok hoş.seçmek zor olmuştur ama çok güzellerini seçmişsin

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sadece fotoğrafları seçmek 2 saatimi aldı desem :) umarım bir gün gidersin ben postu hazırlarken bir kere daha gitmek daha uzun kalmak istedim, Roma kesinlikle insanın yaşamaktan keyif alacağı bir yer.

      Sil
  6. ne güzel en ince detayına kadar anlatmışsın ki benim gibi henüz gitmemiş ama görmek için aşkla yanıp tutuşanlar için oldukça iç açıcı ve aydınlatıcı bi post olmuş kuşum, yazan ellerin dert görmesin ^.^ o kuş kadar enginar falan benim dişimin kovugunu doldurmazdı valla, ben dehan'ın pizzasını begendim en çok hehe:) mis gibi karbonhidrat:))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kuşum karbonhidrata nasıl hasretim anlatamam :) dün yediğin hurmalar... gibi o makarnaların aldırdığı kilo şimdi şimdi çıkıyor desem? 10 gündür sebze salataya gark oldum. Kendimi güney gezisinde yiyeceğim kalamarlara saklıyorum tatlım :p bu arada ben de Paris'e gitmemiş ama gidecek birisi olarak senden detaylı bir tavsiye mektubu rica edeceğim :)))

      Sil
  7. uzun süredir bir blogda okuduğum en güzel gezi yazısıydı. fotoğraflar, anlatım, mekanlar hepsi çok çok güzeldi giz. çok keyifle nasıl bittiğini anlamadan okuyuverdim.

    pizza ve makarnada biraz ağlamaklı oldum gerçi :) ama olsun. zayıflar tekrar yer sonra tekrar kilo alırız :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Missi'm beğenin beni çok mutlu etti :) bu kadar uzun olması bayabilir korkum vardı postu hazırlarken. O pizza ve makarnaları hatırladıkça içim bir hoş oluyor, benim diyetim tatil öncesi hazırlık gibi zaten amaç tatilde yiyebilmek için zayıflamak :p

      Sil
  8. roma aşkımın yeniden değreşmesini sağladın canım bu postla =) ben sistine şapelinde resmen büyülenmiştim o nasıl bir sanat, nasıl mükemmel tablolar her birinde ayrı hikayeler, dakikalarca tavana bakmaktan boynum ağrımıştı çıkarken ki o da biraz zorla olmuştu ;)umarım bir kez daha gitme hatta bir süre de yaşama şansım olur roma'da ;) sevgiler

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ahh ahh o aşk bende de depreşmekte zaman zaman, senesi geçmeden tekrar gitme niyetimiz var bizim o kadar çok yeri de göremedik ki üzülüyorum düşündükçe :( Sistine şapel'i gerçekten büyüleyici bir yer, ben sanat tarihi eğitimi kursları bakıyorum 3 haftalık izin alabilirsem gideceğim seneye tatlım :)

      Sil
  9. 6 sene önce gitmiştik ve her defasonda tekrar gidesim geldiği bir yer Roma :) hele senin bu postundan sonra acil bir Roma tatili planlamak gerek :))) çok güzel anlatmışsın... ama senin çektiğin fotoğraflara ayrı bayılıyorum. harika :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Alev'cim çok teşekkür ediyorum güzel sözlerin için :) Roma'ya ilk gidişim olmasına rağmen ileride birçok kez gideceğim hissine şimdiden sahibim. Tarihi, yapıları, dokusu ile muhteşem birşehir dilerim sen de en kısa zamanda tekrar ziyaret edebilirsin :)

      Sil
  10. canımm gayet zevkle okudum. o kadar güzel fotoğraflar çekmişsin ve o kadar güzel anlatmışsın ki.. eline sağlık :D

    YanıtlayınSil
  11. Hımm harika bir gezi oldu, üşenmeden yazdığın için teşekkürler :)

    YanıtlayınSil
  12. Gizemcim, ne guzel bol resimli, bilgili, detayli bir post yapmissin, cok begendim. Resimler cok guzel, bazi gezmedigim yerleri de gezdirdin bana, tur icin sagol canim. Restoran bilgilerini de not aliyorum : ) El Greco ve guney tatil postlarini da merakla bekliyorum canim : ) Baci

    YanıtlayınSil
  13. canım benim öyle güzel anlatmışsın ki allah nasip edip bir gün romaya gidersek senin bu roma günlüklerini bastırıp rehber niyetine yanıma alacağım, emeğine sağlık harika fotoğraflar...

    YanıtlayınSil
  14. Güzel fotoğraflar. Güzel anlatım.
    Tebrikler:-)

    YanıtlayınSil
  15. Harika bir post olmuş Gizemcim, gitmiş kadar oldum valla :)))
    Ayrıca ilk karelerden itibaren birçok sembol gözüme çarptı, kuruyorum heralde dedim kendi kendime ama sonlara doğru sen de komplo teoriciliği yaptın, hah dedim yalnız degilmişim :) evet, malesef her yerdeler :S

    YanıtlayınSil
  16. Çok zevkle keyifle okudum yazını. Hiç bir ayrıntıyı kaçırmadan yazmış ve resimlemişsin, kendim gezsem bu kadr bilgi alamzdım kesin. Roma'yı görmedim ama gitmeyi çok isterim, bir gün gideceğimde önce senin bu yazını okuyacağım. Yani gezilerini merakla bekliyorum :)

    http://bir-alisveriskoligin-itiraflari.blogspot.com/

    YanıtlayınSil
  17. Gizzzz bu yaz Romaya gitmeyi planlayan birisi olarak bu postinu hemen kendime mail atip basucu postlarimdan diye ayirdim. Cok emek vermissin ellerine saglik ama fazlasiyla degmis.

    YanıtlayınSil
  18. Biçok karede hemen hemen aynı şeyleri fotoğraflamışız :) aaaah Roma ...gene gitsem bidaha gitsem hep gitsem :))

    YanıtlayınSil
  19. Bu da benim fotoğraflı Roma'm:-)
    http://nurayilbars.blogspot.com/2011/05/pronto-pronto-bir-roma-gezisi.html?utm_source=BP_recent

    YanıtlayınSil
  20. Seni o kadar iyi anlıyorum ki fotoğrafları çekmek kolay oluyor da sonra seçmesi baya zor :) Bir de bu kadar harija fotoğraflardan...Çok vakit harcadığın belli bu posta ama değmiş, ben de bi daha yaşadım Roma'yı, özellikle yemeklerde gözüm kaldı ama.p

    YanıtlayınSil
  21. Mesela şimdi bir tiramisu olsaydı yenmez miydi? Nam nam nam.. Ne de güzeldi:-)

    YanıtlayınSil
  22. Harika bir Roma gezisini renkli fotoğraflarla tanıtmışsınız..ellerinize sağlık..bu postunuza sayfamdan bağlantı vereceğim..çünkü kısa bir süre önce Rönesans'ın 3 büyük ustasını-sergide- ziyaret ettim...okuyucular sayfanızdaki fotoğraflarla bir de yerinde gezerlerse hiç fena olmaz..

    10 yıldan fazla oluyor gittiğim ben de yeniden gitmiş gibi oldum..
    esenlikler dilerim..

    YanıtlayınSil
  23. ben de nerde bu giz diyordum ama yine yok olacaksın galiba. olsun güzel tatil anılarını merakla bekliyor olacağım :))

    YanıtlayınSil
  24. Kuzummm çok emek vermişsin postu hazırlamak için ama kesinlikle değmiş! Gerçekten bir satır, bir fotoğraf atlamadan baktım, okudum (uzunluğu bir an gözümü korkuttuysa da bırakamadım ;) ). Keşke beraber de gitsek. Belki gideriz kim bilir? ;) Öpüyorum seni kocaman!

    YanıtlayınSil
  25. Çok etkileyiciydi bu post...çok beğendim, belli ki çok emek vermiş, özenle hazırlamışsın Giz'im.Keyifle okudum gitmeden de bayağı bilgi edinmiş oldum:)
    Bir arkadaşım gezmişti Vatikan'ı o da çok anlatmıştı bana...
    Bu arada ben de Tophane-i Amire binasındaki The Great Masters sergisini gezdim orada da kulakla bilgi verilerek üç usta Michelangelo, Leonardo, Rafael'in çalışmaları gösteriliyor, digital ve orjinal bir gösteri, tavsiye ederim.
    Bu arada Vatikan tavan süslemelerinden bu sergide de bahsediyor, gerçekten üç boyutlu bir his veriyor insana ve bu doğa üstü çalışmaları hayranlıkla izletiyor, sen de çok güzel fotoğraflamışsın zaten.
    Emeğine sağlık!

    YanıtlayınSil
  26. Insan Vatikan'daki sanattan, anlamlardan buyuleniyor, orada gecen uzun sahane saatler sonunda disari ciktiginda hic bir sey guzel gorunmuyor bi sure di mi Giz'cim? Boyun, bacak sizlamalarini da hatirladim;) Sapel'de fotograf cekebilmissin sanirim, biz cekememistik:/
    Ah Cucina di Roma! Tartufolu pasta'lar! Ozledim!
    Hemen tavsiyelerini de yazdim aklima;)
    Roma'ya senin fotolarinla, anlatiminla bir kere daha asik oldum, gidip gormem lazim;)

    YanıtlayınSil
  27. vatıkan , rısotto ( yemeyecegım) not alınmıstır , 3 boyutlu sahaser sahasrr gercekten...sen yıne supersın :)) kaybolmanız ıyı olmus farklılıklar :)) cok tatlıısn anlatımında senın gıbı:))) bu kadar yurumeye bacaklar yukarılara bakmaya da boyun agrır kesın:)) yanı benım oyle olurdu ama doymazdım kıııııııııı

    YanıtlayınSil