Sakin Bir Pazar Günü.


Uzun zamandır kendime bir gün ayırıp terasta kitaplarımla haşır neşir olmak istiyordum. Nihayet yarı güneşli yarı yağmurlu bu Pazar günü evden çıkmadan tüm günü elimde kahvem ve İngiliz Edebiyatı kitaplarımla geçirebildim. Herkesin zaman zaman dönüp okumak istediği, ilk okuduğunda kendisini en çok etkileyen altını çizdiği yerleri bir kez daha belleğinde canlandırıp yine ilk okuyuşundaki kadar hayran kaldığı kitaplar vardır. Virginia Woolf’un Mrs. Dalloway’i ile Emily Bronte’un Uğultulu Tepeler’i de benim vazgeçilmez klasiklerimden ikisidir. Şimdi pamuk pamuk bulutlar gökyüzünde salınırken okuduğum satılarlardan alıntıları sizinle paylaşmak istiyorum.


Emily Bronte’un ilk ve son kitabı olan Uğultulu Tepeler’in açılış satırlarında da bu hikayede gülmeye ve mutluluğa yer yoktur der yazar. Aşkın nefrete yenik düştüğü, acı ve ıstırabı somut olarak hissettiren kitapta Heatcliff’in Cathy’ye duyduğu özlem ölümün bile ötesine geçip okuyanları derinden etkileycek bir duygu olarak kitabın sayfalarından dışarı taşar.


Cathy, zengin ve soylu Linton ile evlenerek Heatcliff’den ayrılır. Daha sonra Heatcliff olmadan yaşayamayarak kendisini hasta edip ölür. Heatcliff acı içinde kıvranırken ölü sevgilisinin ruhu huzur bulmaması pahasına ona beddua eder. Cathy ve Heatcliff’in aşkı belki de İngiliz Edebiyat’ında en büyük aşklardan birisidir ve baş kahraman aslında kötü bir karakterdir. Çektiği acının intikamını herkesten her şeyden almak isteyen kalbi kararmış bir kişidir Heatcliff. Cathy öldükten sonra bile kavuşamamalarının acısını etrafındaki herkesten çıkarır. Bir zamanlar Cathy için sevgi ile dolu olan kalbi artık nefretle dolmuştur ve bu yakıcı acı ölene kadar içinde kalacaktır.

“Catherine Earnshaw, dilerim ben yaşadıkça rahat yüzü görmeyesin. Beni sen öldürdün demiştin öyleyse peşimi bırakma. Öldürülenler, öldürenlerin peşini hiçbir zaman bırakmazmış. Yeryüzünde dolaşan hayaletler olduğunu biliyorum. Sen de hep yanımda ol, dilediğin kılığa gir, çıldırt beni ama seni bulamadığım şu uçurumun karanlığında yalnız bırakma. Tanrım bu dayanılmaz! Hayatım olmadan yaşayamam! Ruhum olmadan yaşayamam!”

“Çünkü acı, aşağılanma, ölüm ve ne Tanrı ne de Şeytan’ın yapabileceği hiçbir şey bizi ayıramazdı ama senin kendi iraden bunu yaptı. Senin kalbini ben kırmadım, sen kendi kalbini kırdın ve böyle yaparak benimkini de kırmış oldun.”

Emily Bronte, yeryüzünde yaşayan iki insanın ruhen ve kalben bir bütün oluşunu o kadar güzel bir şekilde betimler ki, Cathy ve Heatcliff’in aşkının büyüklüğü ve hazin sonları insanın zihninde acı bir tat bırakır, içi burkulur istese de istemese de.
Cathy’nin Heatcliff için hislerinden alıntılar da insanın yüreğini bir ayrı burkar.

“Onu (Heathcliff), güzel olduğu için değil, benden de fazla ben olduğu için seviyorum. İkimizin ruhları, her ne ise, aynı şeyden oluşmuş...”

“Dünyadaki her şey yok olup bir tek o kalsaydı, ben yine var olmaya devam ederdim. Bir tek onun yokluğu, beni tüm evrene yabancılaştırırdı.”

"Zaman değiştirecektir... Kışın ağaçları değiştirdiği gibi. Heathcliff'e olan aşkımsa... Ebedi kayalıkların altındaki, göze çarpan küçük bir haz kaynağı gibi, ama hayati... Nelly, ben Heathcliff'im."


Virginia Woolf, Mrs. Dalloway ile yaşamı ve ölümü anlatır. Zaman kavramının izafiliğinde, bir gün içerisinde geçen romanda kahramanların yaşanmışlıkları, pişmanlıkları, sevinç ve umutları anlatılır. Yaşamın içerisinde solan Mrs. Dalloway’in düşünce akışı hızında yaşarsınız her anı. Kitap bütün olarak mükemmel hatta epiktir.

“Şimdi dünyada hiç kimse için şöyledir ya da böyledir demeyecekti. Kendini çok genç hissediyordu; aynı zamanda da inanılmaz yaşlı. Her şeyin içinden bir bıçak gibi keserek geçiyordu; aynı zamanda da dışarıdan bakıyordu her şeye. Taksileri seyrederken dışarıda, ta deniz kıyısında ve bir başına olduğu duygusu vardı içinde sürekli; bir tek gün yaşamanın bile çok, çok tehlikeli olduğunu hissetmişti hep.”

"Görünmüyormuş gibi bir acayip duyguya kapıldı; görünmüyordu; bilinmiyordu; artık yeniden evlenmek, çocuk yapmak falan olmadığına göre, herkesle birlikte Bond Sokağı'ndan yukarı bu ağır, şaşırtıcı, ciddi ilerleyiş var yalnız, bu Mrs. Dalloway olmak; Clarissa bile olmamak; bu Mrs. Richard Dalloway olmak."

“Zaman direklere çarpar. Kalakalırız. Duygudan yoksunuzdur, insanın gövdesini ayakta tutan, artık alışkanlıkların iskeletidir. O da bomboştur zaten.”  



CONVERSATION

14 comments:

  1. Blogunuzu instagram sayesinde tanidim ve cok da begendim. Takipteyim.

    Sevgiler,

    Defter :)

    http://defterdeffter.blogspot.fr/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldiniz bloguma :) beğeniniz mutlu etti beni çok, yakında yeni postlar da gelecek. Sevgiler ;)

      Sil
  2. çok keyıflı gorunuyor*-*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hem de nasıl keyifliydi, doyamadım desem o Pazar gününe :)

      Sil
  3. “Onu (Heathcliff), güzel olduğu için değil, benden de fazla ben olduğu için seviyorum. İkimizin ruhları, her ne ise, aynı şeyden oluşmuş...”

    Ne güzel bir cümle Giz.. Hemen sevgilime gönderdim.. Bak dedim bizi anlatıyor..

    Senin böyle dolu yazılarına bayılıyorum..Harikasın..

    Sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler Aysun'cum sözlerin beni çok mutlu etti :) Özellikle bu paylaşımda kendini bulup sevdiğinle paylaşmana çok mutlu oldum.

      Sil
  4. Ne iyi olmuş böyle keyif dolu bir gün belli ki.. Kitap ve defter kapaklarına bayıldım.sevgiler

    YanıtlaSil
  5. Dun sabah gelemedim seni ziyarete. Masamda evraklar arasında boğulmuşken en keyif adigim sey bu terasta adeta kendi gizli defterlerine yazılmış notları okuma hissi.. Ugultulu Tepeler kitabının orjinalini okumuştum ortaokuldayken simdi tekrar okuma isteği uyandırdı bende. Bakalım o zamanki Cigdem ve simdiki Cigdem aynı seyleri mi düşünecek :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumlarına bayılıyorum! :) Gizli Teras her zaman sana açık bir yer biliyorsun değil mi? Ne zaman olursa uğrayıp bir kahvemı içmeni çok çok isterim tatlım. Beğenin ayrıca mutlu etti beni. Çok çok teşekkürler...

      Sil
  6. Gizemcim bu postu ayrı bir sevdim :) İngiliz Edebiyatinin temel taşlarını konu edinmişsin. Ve tesadüfe bak ki, ben de şu sıralar Uğultulu Tepeler`i yeniden okuyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzle bir tesadüf! :) çok teşekkürler güzel beğenin için tatlım, okurken aynı yerleri sevecek misin acaba çok merak ettim.

      Sil
  7. ne derin, aslinda ne aci ama ne ihtirasli bir cumledir o... "ikimizin ruhlari her ne ise, ayni seyden olusmus" kavusamayan tum asklar icin uzuldum.. dua ettim.. harika bir teras gunu olmus ! Ben de bu yagmurlu hafta sonunu cok boyle, kendi kendime planladim.. 3 nefis film izleyecegim.. ve mumkunse harika kitaplar ! tesekkurler guzel kalbine..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Acı ve ihtiraslı, ne kadar doğru bir betimleme Lulu'm. Seven, acı çeken ve kavuşamayan tüm aşıklar için kabul olsun duaların bi tanem. Ben teşekkür ediyorum asıl pamuk kalbinden gelen güzel sözlere :)

      Sil