Gizem'li Giz Postu
2011’i geride bıraktık. 2012’nin ilk günlerinde beni yazılarımdan tanıyıp hakkımda daha fazlasını öğrenmek isteyenleri düşünerek bir post hazırlamak istedim. Bu postun oluşma aşamasında bana çok sevdiğim bir okurumun (arkadaşımın) maili ilham verdi. Ara ara mimlerde kendimle ilgili gerçekleri açıklıyorum ama bu postta daha çok otobiyografik bir şekilde kendimi anlatacağım :)
Öncelikle, anne tarafı Gelibolu’lu, baba tarafı İskenderun’lu bir ailenin ortanca çocuğuyum (Dilem 5 dakika geç doğdu ikiz olsak da küçük olan o :p). Babam doktor, annem hayatını çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmeye adadığı için çalışmayı bırakmış bir ev kadını. İkizim olduğunu hemen hemen hepiniz biliyorsunuz :) bir de aramızda 7 yaş olan abim var. Kardeşimle ilkokulda, lisede hep yan yanaydık ilk kez üniversitede ayrıldık. Ben İTÜ’de çevre mühendisliği okudum, o Bahçeşehir Üniversite’sinde işletme ile uluslar arası finansı çap yaparak bitirdi. Üstüne ben Koç Üniversite’sinde MBA yaparak mühendislikten 180˚ sapma şansını yarattım ve pazarlama alanında çalışmaya başladım. Öncelikle 10 ay boyunca bir Amerikan şirketinde staj yaptım, daha doğrusu staj kapsamında çalıştım ancak titr olarak adı staj kaldı (kadroya alınma sorunsalı yüzünden), sonrasında bir yere varmayacağını anladığım için evlilik hazırlıkları aşamsında ayrıldım ve 3 ay sonra bir tekstil firmasında çalışmaya başladım. Şu anda lookbook çekim süreci sebebi ile çok yoğun bir dönemdeyim. Moda, hızlı tüketim ürünlerinden çok daha farklı bir pazarlama alanı. Gecem gündüzüm olmayacak önümüzdeki günlerde, ancak yaptığım işten çok keyif alıyorum. Moda ile ilgili bir dünyanın bu kadar içinde olmak harika, yol sorunsalı ve her gün hava aydınlanmadan çıkıp kararınca (Dehan’dan 3 saat sonra) dönmek korkunç bir şey.
Yine blogumu takip eden birçok kişinin bildiği üzere geçtiğimiz sene evlendim. Dehan ile 6 senedir beraberdik ve ben okulumu bitirince bir engel kalmadığından hayatlarımızı benim için masalsı olan bir şekilde birleştirdik. 6 aydır hiç olmadığım kadar mutluyum, evimizin her detayını oya işler gibi ince ince düşünerek yaptık. Şimdi en sevdiğimiz arkadaşlarımızı ağırladığımız ve içinden çıkmak istemediğimiz bir ortama sahibiz :)
Geçen sene önce Gizli Teras’ı, 6 ay sonra da Betwin Us’ı yazmaya başladım. Her iki blogumdan da aldığım geri dönüşler, edindiğim arkadaşlıklar benim için çok değerli. Bu kişilerin birçoğu ile düzenli günlük hayatta görüşüyorum, birçoğu ile de bu sene içerisinde görüşeceğime sarsılmaz bir şekilde inanıyorum :p
Hayatta beni en çok sıkan şey insanların önyargıları ve sebepsiz karalama çabaları olmuştur. İnsanımız her şeyi siyah beyaz görme yetisine sahip olduğu için ya bakımlı, ya da zeki olma zorunluluğu birçok zaman arada sıkışma, bulunduğu ortama uyum sağlayamama olarak bana geri dönmüştür. Üniversite yıllarında özellikle itü olsun diye kasıp, daha çok kafa dengi insanlar bulacağıma inanarak özel üniversite ortamından uzak durmuştum. Hayat bir şekilde gösteriyor ki atomu da parçalasa önyargıyı parçalayamıyor insan. Sadece okulda değil, işe girerken mülakatlarda da bu benim için sorun oldu. “Sarışın” olma sorunsalı yüzünden dönem dönem saçlarımı kahverengiye boyattığım bile oldu. Geçen sene itibarı ile bu tarz insanlarla daha az karşılaşır oldum, bu da beni sevindiren diğer bir şey. Kendi eksikliklerinden daha az rahatsız olmak adına hem dış görünüşüne önem veren hem, okuyan, yazan hem de birçok dalda kendini geliştirmek için çaba gösteren birisini tek tipe sokmaya çalışan o insanlar kum taneleri gibi döküldüler hayatımdan. Hala da onlardan uzak durmak için elimden geleni yapıyorum. Üzerimde tik gibi kalmış olsa gerek bloglarımı açarken önce Gizli Teras’ı açıp insanlar için yazdıkları, düşünce yapısı ile var olan bir birey olup sonra ete kemiğe bürünmeyi tercih ettim. Hala arada görmeye çalışmadan boş bakan ve “sadece giyinmeyi mi bildiğimizi” ima edenlere direk blogumun linkini veriyorum.
Bunun dışında, ilgi alanlarımı zaten biliyorsunuz. Sanatsal filmleri izlemeyi, ruhumu besleyen iyi müzikleri bulup dinlemeyi ve insanlara tanıtmayı, mutfakta her yemeği ama özellikle tatlıları yapmayı, farklı yerleri gezip fotoğraflamayı, güzel edebi eseleri okumayı, yazmayı, öğrendiğim her yeni şeyi paylaşmayı çok seviyorum. Bildiklerimi, yüreğimden geçenleri paylaşmak benim için bir ihtiyaç. Her insanın karşılaştığı bir diğer insandan bir şey öğrendiğine inanıyorum ve bu vesile ile yolum çok daha fazla insanla kesişiyor, bu da zihinsel, duygusal ve tinsel olarak daha da mutlu ediyor beni.
Geçtiğimiz sene bana katkıda bulunan ve ufak da olsa kendilerine katkıda bulunduğumu düşünen herkese teşekkür ediyorum… İyi ki varsınız, eminim bu sene sizinle daha da güzel geçecek… :)












